![]() |
|
|
|||||||||||||
|
|
|
|
![]() |
|||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
KÖY HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜ KAPATMA TASARISININ GİZLEDİĞİ NEDİR? Tasarı’nın genel gerekçesinde, KHGM’nün başlıca görev ve sorumluluk alanı şöyle ifade edilmiştir: “Küçük ölçekli kırsal altyapının geliştirilmesi kapsamında olmak üzere, kırsal alanda küçük sulama planları ve drenaj sistemleri için yer altı ve yer üstü su kaynaklarının geliştirilmesi, tarım alanlarının amacına uygun şekilde kullanılması, köy yollarının inşaatı ile köylere temiz içme suyu sağlanması ve köylerin elektriklendirilmesi için gerekli tesislerin yapılması, toprak muhafaza, arazi ıslahı, toplulaştırma, tarım dışı amaçlı arazi tahsisi ve iskan hizmetleri.” Türkiye’de, kırsal yerleşmelerde 35.014 adet köy ve 40.617 adet köy-bağlısı olmak üzere toplam 75.631 adet yerleşim ünitesi vardır. Bunlarda toplam 14.1 milyon kişi yaşamaktadır. Tasarı yukarıdaki tanımı temel sayarak ve KHGM’nü yalnızca 75.000 küçük yerleşme biriminin nüfusuna dönük bir hizmet birimi diye göstererek, böylesine dağınık ve küçük birimlere “Ankara’dan hizmet götürme”nin mantıksızlığını göstermeye çalışmaktadır. Bazı köşe yazarları, bu aldatmacı sava destek olmaktadırlar. Bir yazar, kendini bildi bileli adını bildiği, ama ne yaptığını bilmediği KHGM’nün Çevre Bakanlığı’nın 30 katı bütçeye sahip olduğunu; -okuyucularının sıkı durmasını isteyerek- bütçesinin %72’sinin ücretlere gittiğini; son 25 yılda kuruma 20 milyar dolar ayrılıp köylüye 3-4 milyar dolarlık hizmet götürdüğünü; örgütün “tıpkı kabus gibi” kendini yeniden ve yeniden ürettiğini; “tıpkı kanserli bir ur gibi” büyüdüğünü, bu rakam ve değerlendirmelerle kendisini ‘enforme eden’ kaynaklara ilişkin hiçbir bilgi vermeden yazdıktan sonra şu sonuca varmıştır: “Ben artık bürokrasinin kendi kendisini küçülteceğinden o kadar umudumu kestim ki, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü gibi kurumları tespit ettikçe IMF'e "gammazlamak"tan başka çare düşünemiyorum. Gözlerine sokarsak, belki böyle kurumları da kredi koşulları listesine koyarlar diye umuyorum. “ (Gülay Göktürk, “Köy Hizmetleri”, 5 Temmuz 2001, Sabah Gazetesi) 21 Ekim 2004 günü TBMM’ne gönderilen KHGM’nü kapatma tasarısı, her biri gerçek dışı ve belli bir politika doğrultusunda kamuoyu yaratma amacıyla yürütülen bu faaliyetler sonunda ortaya çıkarılmıştır. Tasarı, yıllardır yürütülen yanlış-bilgilendirme operasyonundan güç alınarak, KHGM’nün mahalli müşterek nitelikte işler yaptığı, üstelik bu mahalli işleri çok küçük yerleşmeler için yürüttüğü, dolayısıyla bu işlerin merkezi bir örgüt tarafından değil yerel yönetimlerce yapılması gerektiği görüşüne dayandırılmıştır. Oysa, KHGM’nün üstlendiği görev ve hizmetler, Tasarı’da anlatılan “küçük” ve “yerel” işler değildir. Tam tersine KHGM “ulusal” ve “büyük” işlerin örgütüdür. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü:
bir kurumdur. KHGM tarafından yapılan işler basit müteahhitlik işleri değil, yaşamın en temel kaynaklarının, toplumun barış içinde yaşaması için zorunlu olan adaletli ve dengeli biçimde kullanıma sunulması ile ilgili işlerdir. KHGM işleri, bu nedenle ulusal nitelikli işlerdir. Bu nedenle devlet eliyle yürütülen işlerdir. KHGM’nün görevleri, kuruluş yasasında 20 ayrı fıkra halinde sıralanmıştır. Tasarı bu maddeyi yürürlükten kaldırmamamış, aşağıda belirtilen bu görevlerin tümünü yetkileriyle birlikte yerel idarelere devretmiştir. KHGM’nün toprak yönetimi (toprağın kullanılması, korunması, geliştirilmesi) görevi, yalnızca köy yerleşmelerinde değil, tüm ülke genelinde aşağıdaki yetkilerin kullanılması demektir: (3202; madde 2/b,f-k,p)
Genel Müdürlük hizmetleri içerisinde yer alan arazi toplulaştırması ve tarım dışı amaçlı arazi kullanımı hizmetleri ülkemizde yalnızca Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilmektedir. KHGM, bu alanlarda uzmanlık birimidir. Diğer yandan bu hizmetler havza bazında uygulamaları içerir. Yani birden fazla ili ilgilendiren hizmetlerdir. Bir arazi toplulaştırmasında aynı il içerisinde bile büyük sorunlar yaşanırken, birkaç ilin bir araya gelmesi uygulamada çok büyük zorluklar getirecektir. Bir diğer önemli konu ise, tarım dışı amaçlı arazi kullanımıdır. Ülkemiz için çok büyük önem arz eden tarım toprakları her yıl heyelan, erozyon, yanlış kullanım gibi nedenlerle hızla azalmaktadır. Yaklaşık 80 milyon hektar alan olan ülke topraklarının ancak, 8,5 milyon hektarı yani %10’u sulanabilir özelliktedir. Eğer bu alanları da tarım dışı amaçlarda kullanmaya başlarsak, ülke geleceğine en büyük ihaneti yapmış olmaz mıyız? Kocaeli, Çorlu, Tekirdağ, Gediz, Ergene, Çukurova, Menderes gibi ovalarda hızlı nüfus artışı, paralelinde hızlı bir sanayileşmeyi de getirmiştir. Tarım toprakları üzerine bilinçsiz ve kaçak olarak sanayi tesisleri kurulmaktadır. Bugün için bu uygulama, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü elden geldiğince rapor vermediği için önlenmektedir. Köy Hizmetleri analiz raporu olmazsa, bu tür işletmeler ÇED raporunu da alamamakta ve işletmeye açılamamaktadır. Bu yetkiler il özel idarelere verildiğinde;
KHGM’nün su yönetimi, üç farklı hukuksal statüdeki suyun üç farklı ana birime çatışmaları gidererek dağıtımını sağlamak temeli üzerinde yükselen bir iştir. Su yönetimi, bu özelliği nedeniyle ulusal devlet yetkisi kullanılmasını zorunlu saymaktadır: (3202; madde 2/b,e)
KHGM’nün yol yönetimi ile ilgili görev ve yetkileri şunlardır: (3202; 2/a)
Bu işlerin tümü ulusal önemde işlerdir; bu işlerin tümü ancak ulusal bazda yönetilebilir ve ancak havza bazında ve bölgesel ölçekte yürütülebilir. |
|
||||||||||||||
|
|
|
|