05 ARALIK CUMA   

 

KÖY HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ NE YAPAR?

Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü (KHGM) tarafından yapılan işler “basit” müteahhitlik işleri, “küçük” köy yolları işleri değil, yaşamın en temel kaynaklarının, toplumun barış içinde yaşaması için zorunlu olan adaletli ve dengeli biçimde kullanıma sunulması ile ilgili işlerdir. KHGM işleri, bu nedenle ulusal nitelikli işlerdir. Bu nedenle devlet eliyle yürütülen; merkezi yönetimce görülmesi gereken işlerdir.

KHGM’nün görevleri, 3202 sayılı kuruluş yasasında 20 ayrı fıkra halinde sıralanmıştır. Bu yasada, bu işlerden hangilerinin merkez, hangilerinin taşra örgütünce yapılacağı ayrıca belirlenmemiştir. Şimdiki durumda ayrı ayrı belirtmek de gerekmez; çünkü işler merkezi yönetime aittir; bunun müdürlükleri merkeze hiyerarşik olarak bağlıdır.

Hazırlanan tasarı, görevleri 20 fıkra halinde sayan maddeyi kaldırmamıştır; bu maddeye, hangi görev-yetkinin merkezde kalacağını, hangilerinin il özel idarelerine devredileceğini belirlememiştir. Bir ilin sınırlarını aşan işlerin nasıl görüleceği, merkezde Tarım Bakanlığı ile illerde özel idarelerin nasıl bir çalışma ilişkisi içinde olacağı tümüyle düzenlenmeden bırakılmıştır. Dolayısıyla, buna göre, bu görev ve yetkilerin tümü, her il için o ilin özel idaresine ait olacaktır.

İl özel idarelerine aktarılan yetkiler şunlardır:

Toprak yönetimi (toprağın kullanılması, korunması, geliştirilmesi) görevi, yalnızca köy yerleşmelerinde değil, tüm ülke genelinde aşağıdaki yetkilerin kullanılması demektir (3202; madde 2/b,f-k,p). Her ilde il özel idaresi, şu konularda yetkili kılınmaktadır:

(1) Tarım alanlarının amacına uygun kullanılmasını sağlamak ve denetlemek.
(2) Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki arazinin tespit, tayin, ölçü işlerini yapmak; Hazine adına tescil işlerini yapmak;
(3) Mera, yaylak, kışlakların tespitini yapmak.
(4) Kiraya verilecek Hazine arazisi genişliğini ve kiralayacak topraksız çiftçileri saptamak.
(5) Devletin hüküm ve tasarrufunda yada mülkiyetinde bulunan toprakların (fıstıklık, zeytinlik, makilik, çayır ve meraların) ıslahını ve altyapısını yapmak, yapılan planları onaylamak, uygulamak.
(6) Devletin hüküm ve tasarrufu altında yada mülkiyetinde bulunan taşlı, asitli toprakları tarıma elverişli hale getirmek.
(7) Ekonomik üretime olanak vermeyecek kadar parçalanmış tarım arazilerinin toplulaştırmasını yapmak

Genel Müdürlük hizmetleri içerisinde yer alan arazi toplulaştırması ve tarım dışı amaçlı arazi kullanımı hizmetleri ülkemizde yalnızca Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilmektedir. KHGM, bu alanlarda uzmanlık birimidir.

Diğer yandan, bu hizmetler havza bazında uygulamaları içerir. Yani birden fazla ili ilgilendiren hizmetlerdir. Bir arazi toplulaştırmasında aynı il içerisinde bile büyük sorunlar yaşanırken, birkaç ilin bir araya gelmesi uygulamada çok büyük zorluklar getirecektir.

Bir diğer önemli konu ise, tarım dışı amaçlı arazi kullanımıdır. Ülkemiz için çok büyük önem arz eden tarım toprakları her yıl heyelan, erozyon, yanlış kullanım gibi nedenlerle hızla azalmaktadır. Yaklaşık 77 milyon hektar büyüklüğündeki ülke topraklarının ancak, 8,5 milyon hektarı, yani %10’u sulanabilir özelliktedir. Eğer bu alanları da tarım dışı amaçlarda kullanmaya başlarsak, ülke geleceğine en büyük ihaneti yapmış olmaz mıyız?

Kocaeli, Çorlu, Tekirdağ, Gediz, Ergene, Çukurova, Menderes gibi ovalarda hızlı nüfus artışı, paralelinde hızlı bir sanayileşmeyi de getirmiştir. Tarım toprakları üzerine bilinçsiz ve kaçak olarak sanayi tesisleri kurulmaktadır. Bugün için bu uygulama, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü elden geldiğince rapor vermediği için önlenmektedir. Köy Hizmetleri analiz raporu olmazsa, bu tür işletmeler ÇED raporunu da alamamakta ve işletmeye açılamamaktadır.

Bu yetkiler il özel idarelere verildiğinde;

1- Her ilde toprak analiz laboratuvarları olmadığına göre, bu analiz nerede yapılacaktır?
2- Uzmanlık ve deneyim gerektiren bu işi yapacak personel nereden bulunacaktır?
3- İl encümenine devredilecek olan bu yetkide hatır gönül ilişkileri nasıl önlenecektir? Bu alanlardan elde edilen rant yağması nasıl durdurulacaktır?
4- Siyasi baskı ve dayatmalara karşı, sözleşmeyle çalıştırılacak görevliler nasıl direnç gösterebilecektir?
5- Toprak kullanımında kamu yararını gözetmek ve çıkar sahipleri karşısında kamu adına tarafsız hizmet vermek nasıl sağlanacaktır?

Su yönetimi, üç farklı hukuksal statüdeki suyun üç farklı ana birime, çatışmaları gidererek dağıtımını sağlamak temeli üzerinde yükselen bir iştir. Su yönetimi, bu özelliği nedeniyle ulusal devlet yetkisi kullanılmasını zorunlu saymaktadır (3202; madde 2/b,e):

(1) Umuma ait suları, köylere devredilmiş suları, eskiden beri köyün kullanımında bulunan suları,
(2) Köylere, köye bağlı yerleşme birimlerine, askeri garnizonlara,
(3) İhtiyacına göre içmesuyu ve kullanma suyu tahsis etmek,
(4) Ve tahsis şeklini değiştirmek.
(5) Su tesisi ve su yollarının geliştirilmesi için gerekli olan arazi devletin hüküm ve tasarrufu altındaysa, köyün yada köy bağlısının umumi yerleri içindeyse, özel mülkiyetteyse, köyün mülkiyetindeyse, bu araziyi kamulaştırmak.

Her ilde il özel idaresi, “umuma ait” sayılan suyu şu yada bu köye tahsis edebilecek; bir köyün “kadim su hakkı”nı kaldırabilecek; vb.... suyun statüsünü değiştirebilecektir. Suyun kullanımı ve tahsisi, eskiden beri dertli, çatışmalı, kimi zaman şu köyü bu köye düşman edebilen yaşamsal öneme sahip, hassas işlerden biridir. Böyle bir yetki, suyu kullanma konusunda doğrudan çıkar sahibi olanların tekeline verilirse, barışın ve en kıt kaynaklardan suyun korunması nasıl sağlanabilir?

Su tesisi ve su yollarının genişletilmesi planları kamulaştırma yetkisinin kullanımını doğurur. Böyle bir yetkinin, şu yada bu yörenin en güçlü ekonomik çıkar gruplarının elinde kendi zenginlikleri için kullanılması nasıl önlenebilir?

Su kaynakları gibi, “geleceğin petrolü” üzerindeki yönetme gücü, kamu yararından çıkarılıp yerel yarara nasıl teslim edilebilir?

Yol yönetimi ile ilgili görev ve yetkileri şunlardır (3202; 2/a):

(1) Köy, köy bağlıları, orman, orman-içi, köy-içi yol ağlarını saptamak.
(2) Bu yolları, köprüleri, sanat yapılarını yapmak,
(3) Yolların işlerliğini ve trafik güvenliğini sağlamak.

Ulaştırma-iletişim, bir toplumun yaşamındaki en temel yaşam ağlarıdır. Her devlet, yurttaşlarına bu hizmeti eşit olarak, ayrım yapmadan, yeterli düzeyde sunmak zorundadır. Bu hem yurttaşların refahı, hem ülke iç pazarının bütünlüğü, hem nüfusun bütünleşmesi bakımından önemlidir.

Yerleşmeler arasında yaşanan iktisadi çıkar çatışmaları, yörede yaşayanların farklı kültürel özellikleri nedeniyle yaşanan çaltışmalar, bunlara benzer diğer etkenler, devletlerin çok amaçlı yerleşme – yol ağı planlamasına sahip olmasını gerektirir.

Devletler, ekonomik hizmetten başka bu tür toplumsal sorunları önlemek ve çözmek ihtiyacı nedeniyle, yol ağlarının planlamasını merkezi örgütleri eliyle yürütürler. Bu açıdan yerel meclislere bırakılabilecek olan şey, olsa olsa onarım faaliyetleri olabilir.

Köyleri kasabalarla kentlere bağlayan yollar ağı yapılır; tamamlanır; yol yapımı yetkisi ancak bu durumda, eğer daha ekonomik olacağı hesaplanıyorsa, yerel organlara bırakılabilir. Bu durumda dahi, yol ağı planlamasının ve denetiminin merkezi yönetimde olması; şu yada bu yörede yaşayanların yerel çıkar nedeniyle zarara uğratılmasını önlemek amacıyla merkezi yönetimde tutulur.

Bu durum, yerel organlara “güvensizlik”, yerel halka “güvensizlik” gibi edebi sözlerle geçiştirilemez. Sorun güven-güvensizlik sorunu değil, her yurttaşın özgür, eşit, güven içinde yaşayacağı bir ülke ortamı yaratma sorunudur.

Bu işlerin tümü ulusal önemde işlerdir; bu işlerin hepsi ancak ulusal bazda yönetilebilir ve ancak havza bazında ve bölgesel ölçekte yürütülebilir. Tasarı, köy hizmetlerinin ulusal karakterini ve temel kamusal özünü gizlemektedir. Tasarı, konunun toprak ve su kaynaklarımız üzerindeki ulusal egemenlik yetkilerimizle doğrudan ilgili olduğunu gizlemektedir.

Temel Kanun TBMM'den geçti. Numarası 5227. Adı Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun

5227, Cumhurbaşkanınca tam 22 maddesiyle reddedildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na geri gönderilme gerekçeleri

İktidar Temel Kanun'u askıya çekti; 5227'yi parça parça yasalaştırma yolunu seçti; Köy Hizmetleri ile SSK hastaneleri operasyonu bu taktiğin parçasıdır.

Emek Platformu planı gördü. 6 Mart 2004'te 100.000 kişi "Hükümet Temel Kanunu Geri Çek" demişti; başardı. 20 Kasım 2004'te yine 100.000 kişi "Hükümet köylerle hastaneleri rahat bırak!" dedi

İnanılmaz yasa taslaklarından biri daha: Bağımsız gelir idaresi kurma taslağı

Bakanlıkların yerine kurullar: Düzenleyici Denetleyici Üst Kurul Tasarısı