![]() |
|
|
|||||||||||||
|
|
|
|
![]() |
|||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
Şemaya İlişkin Açıklamalar Taşra ve yerel yönetim birimlerine ilişkin rakamlar: 2003 yılı itibarıyla taşra birimleri: 81 il, 850 ilçe. 2003 yılı itibarıyla yerel yönetim birimleri: 81 il, 3215 belediye (16 büyükşehir belediyesi), 35.000 köy. İdarenin bütünlüğü: İdarenin bütünlüğü, Anayasa'nın 123. maddesinde yer alan ve "idare kuruluş ve görevleri ile bir bütündür ve kanunla düzenlenir" biçiminde açıkça tanımlanmış, temel bir kamu yönetimi kuruluş ve işleyiş ilkesidir. İdarenin bütünlüğü ilkesi, üniter devlet ve kanuni idare ilkesi ile sıkı sıkıya ilişkilidir… İdarenin gerek kuruluş ve gerek görevleri yönünden bütünlüğü belli başlı üç hukuki araç ile sağlanmaktadır. Bunlardan hiyerarşi, merkezi idare kuruluşlarının arasında bütünlüğü sağladığı gibi, aynı tüzelkişi içinde yer alan çeşitli örgüt ve birimler arasında da bütünlüğü sağlamaktadır. İdari vesayet, devletin bütünlüğünü ve kamu hizmetlerinin tüm ülke düzeyinde uyumlu bir biçimde yürütülmesini sağlamak için, merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşları üzerinde sahip olduğu denetim yetkisidir. Hiyerarşi ve idari vesayete ek olarak, illerin yönetimini düzenleyen yetki genişliği ilkesi de bu kuralın gerçekleşmesini sağlayan üçüncü ilişki türüdür. Yetki Genişliği: Yetki genişliği, merkezdeki toplanmış yetkilerin bir bölümünün, yine merkezin denetimi altında, merkezdeki ve taşradaki bazı yüksek görevlilere aktarılmasıdır. Anayasaya göre Türkiye'de illerin idaresi "yetki genişliği" esasına dayanır. Bu esasın örgütü 'il genel yönetimi'nden sorumlu taşra idaresidir; valilik - kaymakamlık kurumudur. Anayasa, illerin yönetiminde "görevler ayrılığı" esasın benimsemez. Bu durum, 1961 Anayasası'ndan bu yana böyledir. 1961 Anayasası, anayasal tarihimize 1876 Anayasası ile giren ve 1921 ile 1924 anayasal düzenlemelerinde de korunan "illerin idaresi yetki genişliği ve görevler ayrılığı ilkesine dayanır" hükmüne son vermiştir. Böylece yönetim sistemi taşrada il özel idaresi değil, il genel yönetimi üzerine yükselmiştir. Görevler Ayrılığı: Bakanlık taşra örgütlerinin il özel idaresi ile belediyelere devri değişikliği, illerin yönetimini "görevler ayrılığı" ilkesine bağlama sonucu yaratmaktadır. İllerin yönetiminde yetki genişliği, devlet yönetiminin hiyerarşik sistem içinde memurlar eliyle, ama bunlara yetkilerini kullanmada hareket serbestliği tanınarak örgütlenmesi demektir. İl ve ilçeler, y ada valilik ve kaymakamlık kurumları, kendilerine özgü kamu tüzelkişiliğine sahip değildir. Bunlar, merkezi yönetimle birlikte, bakanlıkların da tümünü içeren "devlet tüzelkişiliği" içinde erimiş kurumlardır. Buna karşılık il özel idaresi ile belediyeler, her biri kendi tüzelkişilikleri olan yarı yapılardır. Görevler ayrılığı, yalnızca yetkinin devredilmesi değil, yerel seçilmiş organlara devlet görevlerinden bir bölümünün mali kaynaklar, taşınır ve taşınmaz mallar ve personel üzerinde yerel seçilmiş organlarca tüzelkişilik hakları kullanılmasına olanak vermek üzere göçürülmesi anlamına gelir. Bu nedenle de "görevler ayrılığı" ilkesi, bir sistemin üniterizmden federalizme açılışını bir nitelik sorunu olmaktan çıkarıp, bir nicelik sorununa dönüştürür. Yerellik: Subsidiarite, Türkçesiyle yerellik ilkesi, hizmette halka yakınlık ya da hizmetlerin halka en yakın ve uygun birimler tarafından görülmesi gibi oldukça gevşek ifadelerle dile getirildiğine rastlanan bir örgütlenme ilkesidir. Bu ilke, AB örgütlenmesini federal bir devlet yapısına dönüştürme sürecinde uygulanacak siyasi nitelikte bir yönetim ilkesidir. Ancak ilkenin uygulama alanı AB örgütlenmesi ile sınırlı bırakılmamış, ilke, Avrupa Konseyi üyesi ülkeler için de geçerli sayılmıştır. Avrupa Konseyi'nin Avrupa Bölgesel ve Yerel Yönetimler Kongresi, Türkiye'den daha 1996 yılında 'idari vesayet' ilkesini kaldırmasını, yerine subsidiarite ilkesini yerleştirmesini istemiş bulunmaktadır. İdarenin bütünlüğü ilkesinde "genel yetki" merkezi yönetimindir. Yerel yönetimlerin yetkileri, görevlerin sayılıp sınırlandırılmasıyla belirlenir. Buna karşın subsidiarite ya da yerellik ilkesinde "genel yetki" yerel yönetimlere aittir. Görevleri sayılıp sınırlandırılan taraf merkezi yönetimdir. Bu özellik, aynı zamanda federal devlet anayasalarının sergilediği bir özelliktir. İdarenin örgütlenmesinde temel ilke subsidiarity ilkesine oturacaktır. Buna göre, devlet piyasada yapılanı, merkezi yönetim de yerel yönetimin görev alanına gireni yapamayacaktır. Yerelleşme: Birleşmiş Milletler ile Dünya Bankası'nın çeşitli kaynaklarında yerelleşme (desantralizasyon) dört türe ayrılmaktadır: Birinci tür yerelleşme: Merkezden (başkentten) taşra örgütüne yetki devri, deconsantration, bizim yetki genişliği olarak adlandırdığımız tür. İkinci tür yerelleşme: Merkezden (başkentten) ve taşra örgütünden yerel yönetimlere yetki devri, devolution, bizde genellikle buna desantralizasyon denmektedir. Üçüncü tür yerelleşme: Yetkilerin merkezden-taşradan ve yerel yönetimlerden sivil toplum kuruluşlarına (STK-STÖ-NGO) devri, genellikle sivilleşme olarak adlandırılan tür. Toplumsal hizmetlerin cemaatlere ve toplum dayanışmasına terkedilmesi. Dördüncü tür yerelleşme: Yetkilerin her kademeden özel sektöre devri, özelleştirme olarak bilinen süreç. Merkez+taşra+yerel yönetim toplamından yerli ve yabancı sermayeye devirler. Sosyal Devlet: Sosyal devlet, iktisadi, mali, toplumsal alanlarda doğrudan faaliyet gösteren devlettir. Sosyal devletin amacı kalkınma ve toplumun genel refah seviyesini yükseltmektir. Sosyal devletin temel araçlarından biri KİT’lerdir. Devlet faaliyetlerinde kamu yararı ön plandadır. Devletin işlevleri refah ve kalkınma amacı doğrultusunda sürekli olarak genişlemektedir. Piyasaya müdahale eden devlet, “kürek çeken devlet”. Düzenleyici/Etkin/Yönetişimci Devlet: Düzenleyici devlet, özel sektörün rekabetini düzenleyen, toplumda piyasa için düzenlemeler yapan devlettir. Devlete yalnızca hakem rolü verilmektedir. Düzenleyici devletin aracı üst kurullardır. Devlet faaliyetlerinde piyasa yararı ön plandadır. Devletin işlevleri, piyasanın iyi işlemesini sağlayacak düzenlemeler yapma dışında sürekli olarak daralmaktadır. Piyasayı düzenleyen devlet, dümen tutan devlet. 21. yüzyılın yeni liberal devletinin temel ilkeleri: Şeffaflık “devletin karar alma süreçlerinin özel sektöre açılması, küresel mali sektörlere devlet sırrının şeffaf olması”, Sürekli gelişim “sürekli olarak kamu hizmetini piyasa yararına yeniden tanımlamak”, Sözleşmelilik “kamu görevlilerinin sözleşmelilik esasına göre istihdamı kamu hizmetlerinin sürekliliğini tehlikeye düşürecek, %20 işsizlik oranı olan bir ülkede kayırmacılık korkunç boyutlara ulaşacak, kamu yararına iş görme amacı ortadan kalkacak ve kamu hizmeti piyasa tipine dönüştürülecektir”, Etkin kamu hizmeti “hizmetlerin fiyatlandırılması ve işlerin sözleşmeli personel eliyle yürütülmesi”, Yerindenlik “üniter yapının merkeziyetçilik ilkesi yerine, federalizmin ademi merkeziyetçilik ilkesinin geçirilmesi”, Hesap verebilirlik “bürokrasinin mali sorumluluğunun, kamu kurumlarının, özel/serbest/özerk ve küresel denetim şirketleri tarafından denetlenmesiyle sağlanması”, Katılımcılık “kamusal karar süreçlerine özel sektörün katılımı”, Hızlı ve adil yargı “uluslararası tahkimin kabul edilmesi”. Bölge Kalkınma Ajansları (BKA): Türkiye, Avrupa Katılım Ortaklığı Belgesi'nde tanımlanması öngörülen 'istatistik bölgeleri'ni üç düzeyli olarak, 22 Eylül 2002 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla belirlemiş ve ilan etmiştir. İstatistik Bölge Düzeyi 1'de ülke toprakları 12 bölgesel birime, Düzey-2'de 26 bölgesel birime, Düzey-3'te ise var olan illerden oluşan 81 bölgesel birime ayrılmıştır. Bölge Kalkınma Ajansları bu listede merkezleri de belirtilmiş olan 26 ayrı bölgede kurulacak birimlerdir. Bunların bölgedeki valilikler, belediye başkanlıkları, sanayi ve ticaret odaları, yatırımcıları bir araya getiren karar yapılarına ve özellikle Avrupa bölge kalkınma fonlarından elde edilecek kaynaklar başta olmak üzere özel sermaye ya da kamusal gelirlere dayanan bütçelere sahip olmaları tasarlanmaktadır. Bu yapı, 26 bölgede yönetimin bir tür 'bağımsız idari otorite' ya da üst kurul olarak bilinen düzenleme ve denetleme kurumları benzeri, kamu karar gücünü kamu organ ve kişilerinden alıp özel sektör ile gönüllü örgüt adı verilen tüzelkişilerle paylaştıran yönetişimci bir kuruluştur. Kamu Sermayeli Şirket (KSŞ): Kamu sermayeli şirket, 1980’den bu yana büyük ölçüde tasfiye edilmiş olan KİT’lerin yeni adıdır. Bu yeni tanım ile özelleştirme kapsam ve programında bulunan şirketler ile mevcut KİT'lerin tamamı yeniden değerlendirilerek, kısa sürede özelleştirilmeleri mümkün olanların özelleştirilmesi ve diğerlerinin ise yeniden yapılandırılarak özel sektör gibi çalışmaları öngörülmektedir. KİT’lerin kalkınmacı sosyal devlet aracı olmalarına son verilmekte, KİT sistemi ticaret dünyasının öznesi haline getirilmektedir. Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları: Belli bir mesleğe mensup olanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek disiplin ve ahlakını korumak gibi amaçlar doğrultusunda, kanunla kurulan kamu tüzel kişileridir. Türkiye Odalar Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Eczacılar Birliği (TEB), Türk Tabipler Birliği (TTB), Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK), vs.
Hızlı bir bakış için.. |
|
||||||||||||||
|
|
|
|