10 yazı görüntüleniyor - 1 ile 10 arası (toplam 10)
  • Yazar
    Yazılar
  • #1759
    Volkan Göçoğlu
    Anahtar yönetici

    Sistem yaklaşımı, temel kavramlar ve genel bilgiler…

    #1760
    Derya Ergüvan
    Katılımcı

    Sistem Yaklaşımı kendi başına bir okul olmayan,tersine bir analiz aracını sistem analizini kullanmaktan başka bir ortaklığı bulunmayan farklı çalışmalara verilen genel bir isimdir.Bu yaklaşımı ilk ortaya çıkaran Biyolog Ludwing Von Bertalanfy dır.Sosyal bilimler olarak ortaya çıkaranlar da Katz ve Robert L.Kahn dır.Sistem yaklaşımının yöntemi parçadan yola çıkarak bütünü anlamadır.Bu yaklaşımda Katz ve Kahn Neoklasiklerdeki gibi örgüt içi motivasyonlardan bahseder ama ayrılan noktaları örgütün çevresinin örgüt normlarını ve örgütün iç yapısını değiştirdiğini açıklamaları olmuştur.Sistem yaklaşımında özellikle Bertalanfy ‘ın ortaya koyduğu genel sistem kuramının temel kavramları var bunlar;Sistem,Alt sistem,Çevre,Girdi,Çıktı,Dönüşüm Süreci,Kapalı sistem,Açık sistem,Entropi,Denge,Durağan,Dinamik denge kavramlardır.Scott da sistemleri Rasyonel ,Sibernetik,Doğal olarak açıklamıştır.Burda daha çok göze çarpan Sibernetik sistemdir.Sibernetik sistem;Weiner tarafından geliştirilmiştir.Bu sistem hayvanlarda ve makinelerde bulunan denetim ve bilgi işleme sistemlerinin yapı ve fonksiyonlarını multidisipliner bir şekilde çalışmayı kendisine konu edinir.Kenneth Boulding ise Sibernetik kavramıyla Bertalanfy nin genel sistem kuramını birleştirir.Boulding sistemleri alt parçalarının özellikleri ve alt parçalarının birbirleriyle ilişkileri açısından basitten karmaşığa doğru farklılaşan olabilirliğini söyler.Boulding sistem tiplerini 9 kademe halinde sıralar bunlar;Çerçeve sistemler, Muntazam sistemler ,Sibernetik sistemler,Açık sistemler,Tasarımlı Büyüme sistemleri,İç farkındalığı olan sistemler,Sembol kullanabilen sistemler,Sosyal sistemler,Aşkın sistemler dır. İlk üç sistem fiziki sistemlerdir.4 5 6 sistemler biyolojik sistemlerdir.7 8 sistemler ise insan sistemi ve sosyal sistemdir.Bu Yaklaşımın Eleştirileri ise;Sistem yaklaşımının bazı temel kavramlarının örgüt analizinde zor olması,Sistem yaklaşımının Evrendeki en küçük zerreden galaksilere kadar herşeyin sistemler silsilesinin bir parçası olması hiçbir şeyin dışarıda bırakılmamasıdır vb diyebiliriz.

    #1761
    Sultan GEÇE
    Katılımcı

    Sistem kavramı, birlikte bir amacı gerçekleştirme işlevi yüklenen, birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkili belirli alt birimlerden oluşan; çevresiyle ilişkili ve bir üst bütünün parçası olan bütün olarak tanımlanabilir. Diğer bir tanımla sistemi, belirli parçalardan oluşan, bu parçalar arasında belirli ilişkiler olan, bu parçaların aynı zamanda dış çevre ile ilişkisi olan bir bütün olarak tanımlamak mümkündür. Tanımlar incelendiğinde dört özelliğin öne çıktığı görülür: 1-Birden çok bileşenden ( parça ) oluşması. 2-Bileşenler arasında ilişkiler olması. 3-Bileşenlerin (parçaların) oluşturduğu bir bütün olması. 4-Bütünün bir amacının olması. olarak ifade edebiliriz. Sistem yaklaşımı, biyolog Ludwig Von Bertalanffy’ın Genel Sistem Teorisinden kaynaklanmaktadır. Genel sistem teorisi, her türlü sisteme uygulanabilecek genel ilke ve prensipleri bulmayı ve geliştirmeyi amaçlayan disiplinler arası bir çalışma alanıdır. Bu yaklaşımla olayları tek bir açıdan ve başka olay ve çevre şartlarından kopuk olarak incelemek yerine, her olayı belirli bir çevre içinde başka olaylarla ilişkili olarak incelemenin olayları anlama, tahmin etme ve kontrol etme açılarından daha etkin olduğu ileri sürülmüştür. Sistem yaklaşımına göre ,işletmeleri anlamada başlangıç noktası olarak, onları çevreyle alışveriş içinde birer toplumsal sistem olarak görmek ve elde ettikleri çıktıyı( ürün veya hizmet )sistemi yeniden harekete geçirecek bir girdi olarak kullanan enerjik bir girdi-dönüşüm-çıktı sistemi olarak kabul etmek yararlı olacaktır. Her sistemin, alt sistemlerden meydana geldiğini de unutmamak gerekir. Örneğin; insan vücudu belirli amaçları gerçekleştirmeye çalışan bir sistem olarak kabul edilirse, insan vücudundaki sinir sistemi, dolaşım sistemi, kas sistemi vb.de birer alt sistem olarak ele alınabilir. Sistemi anlamak müdahale etmek ve kontrol etmek ancak bu sistemi oluşturan alt sistemlerin ve ilişkilerinin anlaşılması ile mümkündür. Alt sistemlerin birinde meydana gelen bir değişme diğerlerini de etkileyecektir. Sistem yaklaşımının temel kavramlarını ise şöyle sıralayabiliriz: kapalı sistem, açık sistem, entropi, geribildirim, denge, durağan denge, dinamik denge, çevre, girdi, dönüşüm süreci, çıktı olarak sıralayabiliriz.

    #1763
    EHNUR ŞEN
    Katılımcı

    Bu yaklaşımı ortaya koyan Bertalanfy adında bir biyologdur. Bertalanfy canlı organizmaları inceliyor ve her organizmanın bir alt sistemi vardır diyor. Sistem yaklaşımında bir çok farklı alandan araştırmacı işin içinde olduğu için okul olarak nitelendiremiyoruz. Üç tane isim önemli. Katz, Kahn ve Scott. Katz ve Kahn öncelikle Neo-klasiklerde ki gibi örgüt içi motivasyonlardan bahseder inceler. Ancak ayrılan tarafı çevre kısmına dahil olmaları örgütün normlarını ve örgütün iç yapısını değiştirdiğini söylemeleridir.
    SİSTEM YAKLAŞIMINDA BERTALANFAY’IN ORTAYA KOYDUĞU BAZI TEMEL KAVRAMLAR VARDIR. BUNLAR:
    Sistem : Kendini meydana getiren ve amaç doğrultusunda birbirleriyle etkileşen parçalardan meydana gelen bütün.
    Alt sistem : Üst sistemlerden kendine düşen görevleri, işlevleri yerine getirirler. Örneğin : İnsan vücudu ; sindirim sistemi, boşaltım sistemi vs hepsini ayırırsak sadece et ve kemik kalıyor. Bu yüzden bunlar takım gibi hepsini toplarsak insan vücudu ediyor. Geliştirilebilen, düşünebilen, üretebilen bir insan meydana geliyor.
    Çevre : Sistemin içerisinde bulunduğu alan.
    Girdi : Enerji, ham madde, sermaye, bilgi gibi girdiler.
    Dönüşüm süreci : Girdilerden sonra oluşan süreç.
    Çıktı : Süreç sonunda elde edilenler.
    Kapalı sistem : Çevresiyle girdi çıktı alışverişi bulunmayan.
    Açık sistem : Çevresiyle girdi çıktı ilişkisi bulunan.
    Entropi : Fiziğin temel yasalarından biridir. Her sistem bozulmaya ve düzensizleşmeye meyillidir.
    Geri bildirim : Çıktılarla alakalı olan çevreden alınan sinyaller.
    Denge : Sistemde olması gereken düzen.
    Durağan denge : Denge noktasının sabit olduğu durum.
    Dinamik denge : Sabir bir denge noktası yok.
    SCOTT’A GÖRE SİSTEMLER
    RASYONEL SİSTEMLER : Örgütü kapalı bir makine olarak görüyor.
    DOĞAL SİSTEMLER : Çevre var ama çevreyi çözümlememiş. İç sistem ve alt sistemle etkileşimi incelemiş.
    AÇIK SİSTEM : Dış çevre analizi
    DOĞAL SİSTEM GÖRÜŞÜNÜN KÖKENİ
    1930’lardan itibaren yaygınlaşmaya başlar. 1960’larda ( Çevrenin farkına varıyorlar ve çevreyi incelemeye başlıyorlar. ) yerini açık sisteme bırakana kadar varlığını sürdürür.
    SİBERNİK SİSTEM OLARAK ÖRGÜT
    Norbert Weiner isimli bir matematikçi tarafından 1940’larda geliştirilir. 1948’ de ‘Cybernetics ‘ adlı kitabını yayımlar.
    BOULDİNG’ E GÖRE SİSTEMLER
    Burada önemli olan nokta hiyerarşik bir sınıflandırma var. Belli bir kademe artışını gösteriyor. Her üst rakamdaki sistemler alt rakamları da içerir. 9 tanedir.
    1-Çerçeve Sistemler 2-Muntazam (Clockwork) Sistemler 3-Sibernetik Sistemler 4-Açık Sistemler 5-Tasarımlı Büyüme Sistemleri 6-İç Farkındalığı Olan Sistemler 7-Sembol Kullanabilen Sistemler 8-Sosyal Sistemler 9-Aşkın Sistemler

    #1765
    KEZBAN KUTLU
    Katılımcı

    Sistem Yaklaşımı:
    1-Kendi başına bir okul değil, müşterek analiz aracınısistem analizini kullanmaktan başka ortaklığı olmayan farklı çalışmalara verilen genel bir isim.
    2-İlk ortaya çıkaran Ludwig Von Bertalanfy (Biyoloji alanında, organizmalar üzerinde)
    3-Katz ve Robert L. Kahn (1965) sosyal bilimler alanında ortaya koymuş.
    4-Parçadan yola çıkarak bütünü anlama yöntemi.
    Katz ve Kahn öncelikle Neo-Klasiklerdeki gibi örgüt içi motivasyonlardan bahsederler ancak ayrılan noktaları örgütün çevresinin örgüt normlarını ve örgütün iç yapısını değiştirdiğini söylemeleridir.
    -Sistem yaklaşımında özellikle Bertalanfy’ın ortaya koyduğu genel sistem kuramının bazı temel kavramları vardır.
    SİSTEM YAKLAŞIMI TEMEL KAVRAMLARI:
    Sistem:Kendini meydana getiren ve bir amaç doğrultusunda birbirleriyle etkileşen parçalardan meydana gelen bütündür. Örgütler bir sistem olarak tanımlanır.
    Alt sistem: Üst sistemin hedefleri doğrultusunda kendilerine düşen görevleri, sorumlulukları ve işlevleri yerine getirirler.
    Sistem kendini meydana getiren alt sistemlerle etkileşim halindedir. Bu sistem kendini meydana getiren alt sistemlerin toplamından daha büyük ve anlamlı bir bütündür.
    Örnek: İnsan vücudu.
    Sistem yaklaşımının temel kavramları
    Çevre: Sistemin içerisinde bulunduğu alandır. Bir örgütün çevresinde müşteriler, vatandaşlar, rakipler, tedarikçiler, toplumsal ve hukuki kurallar, kültür vb. pek çok unsur bulunur. Bunlar çevreyi meydana getirir.
    Girdi: Enerji, hammadde, sermaye, bilgi gibi girdiler.
    Dönüşüm süreci: Girdilerden sonra oluşan bir süreç.
    Çıktı: Süreç sonunda elde edilenler.
    Kapalı sistem: Çevresi ile girdi-çıktı alışverişinde bulunmayan sistemler.
    Açık sistem: Çevresi ile girdi-çıktı alışverişinde bulunan sistemler.
    Entropi: Sistemlerin giderek düzensizleşmeye ve bozulmaya meyilli olması.
    Geribildirim: Genellikle çıktılarla alakalı olan, çevreden alınan sinyaller.
    Denge: Sistemde olması gereken düzen.
    Durağan denge: Denge noktasının sabit olduğu durum.
    Dinamik denge: Sabit bir denge noktası bulunmaz. Entropide içten veya dıştan denge bozumu.
    SİBERNETİK SİSTEM OLARAK ÖRGÜTLER;
    Norbert Weiner isimli bir matematikçi tarafından 1940’larda sibernetik alanı geliştirilir. Weiner, sibernetik alanını 2. Dünya savaşı sırasında hava savunma sistemleri üzerinde çalışırken geliştirir ve 1948’de CYBERNETİCS adlı kitabını yayımlar. Kelime yunanca ‘dümence’ kelimesinden türetilmiştir. Açık sistem kuramı üzerinde önemli etkisi olur. Sibernetik güdümlü füzeler gibi kendi kendini düzenleyen sistemler, çevrelerini daima izler ve daima izledikleri çevrelerinden sürekli geri bildirim alarak sistemin hedeflerinden sapmalarını tespit eder. Sapmaları düzeltmek ve sistem dengesini muhafaza etmek için iç yapısında, hedeflerinde ve çevresinde gerekli düzeltici tedbirleri alır. Sistemin kendi kendini düzenleyebilmesi uzmanlaşmış parçalarının ve alt sistemlerinin varlığı ile ve süreç ve akışlarının bulunması ile mümkündür. Program bir sonraki davranışı yönlendiren önceden tespit edilmiş bilgidir.program adeta klasik örgüt kuramının üzerinde durduğu formel yapıyı çağrıştırmaktadır.
    Sibernetik bu anlamda hayvanlar ve makinelerde bulunan denetim ve bilgi ileme sistemlerinin yapı ve fonksiyonlarını multidisipliner bir şekilde çalışmayı kendisine konu edinir. Değişen çevre şartları altında sistem kendisini nasıl düzenleyecektir?
    Bir örgütü sibernetik sistem olarak görmek karar politika merkezi, denetim işlevi ve üretim, operasyonlar ve bunlar arasındaki akışların önemini vurgulamaktadır.

    Kenneth Boulding’ göre sistemler:
    1-Çerçeve Sistemler:Bunlar statik yapı düzeyindeki sistemlerdir. Kristalin atomlarının dizilişi hayvanın anotemisi, masa, sandalye, binalar gibi sistemler statik yapıladan meydana gelirler.
    2-Muntazam (Clockwork) Sistemler : Saat ya da güneş sistemi gibi önceden belirlenmiş hareketleri olan basit dinamik sistemlerdir.
    3-Sibernetik Sistemler :Kontrol mekanizmalı sistemler olarak anılır. Dengeyi korumak için kendi kendini otomatik olarak harici bir hedefe ya da önceden belirlenmiş kritere göre ayarlayan termostat, güdümlü füze gibi sistemlerdir.
    4-Açık Sistemler :Çevrelerinden aldıkları girdilerle varlıklarını idame ettirebilen, kendilerini koruyabilen, çevre etkileşimli sistemlerdir. Hücreler buna örnektir.
    5-Tasarımlı Büyüme Sistemleri :Taklit ederek değil önceden kodlanmış talimatlar içeren tohumlar ya da yumurtalar(genler-planlar) aracılığıyla üreyen tavuk- yumurta, palamut- meşe benzeri sistemlerdir.
    6-İç Farkındalığı Olan Sistemler :İç farkındalığı gelişmiştir. Çevresinin farkındadırlar. Çevresinden bilgi alır, bunları çevresinin görüntüleri ya da bilgileri halinde organize eder. Hayvanlar bu seviyedeki sistemlere örnektir.
    7-Sembol Kullanabilen Sistemler: Bilinci olan, dil ve benzeri sembol sistemleri kullanabilen sistemlerdir. İnsan
    8-Sosyal Sistemler :Yedinci seviyede faaliyet gösteren ve ortak bir sosyal düzen ve kültür paylaşan aktörler olan insan gruplarının meydana getirdiği sosyal sistemlerdir.
    9-Aşkın Sistemler:Mutlaktırlar; kaçınılamayan bilinmezler olarak tanımlanır. Matematikteki postulalar ve bağlantılar gibi varlıklarını kanıtlamak mümkün değildir. Ancak vardırlar ve kaçınılmazlar.

    +İlk üç seviyedeki sistemler fiziki sistemlerdir. 4. 5. ve 6. Seviyedeki sistemler ise biyolojik sistemlerdir. 7.ve 8. Seviyedeki sistemler ise insan sistemi ve sosyal sistemdir. Bu kademelerde ilerledikçe sistemler daha karmaşık parçaları daha serbest işleyen bilgi akışına daha fazla bağımlı kendini yenileme ve kendine bakmada daha maharetli büyüme ve değişme kabiliyeti artırmış, çevresine daha açık hale gelirler. Her üst kademe alt kademeyi barındırır.
    Bu yüzden Boulding göre üst kademedeki sistemleri anlamak için alt kademe sistemin özelliklerini kullanmak çok kolaylaştırıcı ve etkili olabilir.Boulding sosyal bilimlerdeki incelem konuları sekizinci seviyede olmasına rağmen pek çok kuram ikinci seviyededir ve daha yeni yeni üçüncü seviyeye çıkmaktadır. Diyerek önemli bir eleştiri yapmaktadır. Sistem yaklaşımının etkisiyle takibeden yıllarda üst seviyelerde açıklama yapma iddiasıyla yeni ve etkili yöntem kuramları önerilmeye başlanır. Bilgiye ve bilgi işleme kapasitesine yapılan vurgu yönetim bilişim sistemlerinin ardından Peter Senge’nin etkili kitabı THE FİFTH DİSCİPLİNE VE CHRİS ARGYRİS VE DONALD A. SCHÖN’ÜN ORGANİZATİONAL LEARNİNG eserleriyle öğrenen örgütleri: kaos kuramı, kelebek etkisi, doğrusal olmayan adaptif sistemler gibi disiplinlerarası çalışmalarla karmaşıklık bilimlerinin geliştirilmesini tetikler. Artık sosyal ve karmaşık sistemler olarak örgütlerin karmaşık yapılarına ve karmaşık davranışlarına odaklanmaktadır. Sistem kuramının açtığı pencereden bir kısmına ilerleyen bölümlerde değinilecek pek çok kuramcı örgütlere bakar ve Boulding’in üst seviyelerine doğru örgüt ve yönetim bilgisini çıkartacak kavramlar,kuramlar,yöntemler ve modeller önerirler. Sistem yaklaşımı farklı parçalardan meydana gelen bir bütün olarak örgüt ve yönetim alanı çalışmalarının gelişmesine sağladığı bütüncül kavramsal çerçeve ile önemli hizmetlerde bulunmuştur.

    SİSTEM YAKLAŞIMININ BİR DEĞERLENDİRİLMESİ:
    Sistem yaklaşımı, fen bilimlerinden özellikle biyolojiden örgütleri ve yönetimi anlamak ve açıklamak için aktarılmıştır. Sistem yaklaşımı örgüt ve yönetim kuramlarında bir kırılma noktası olarak kabul edilir. Modern örgüt kuramlarının başlangıcına işaret eder. Örgütlere ve yönetime bütüncü ve genelci bir bakış açısı sağlamıştır. Örgütü fonksiyonel görevlerini yerine getirmek üzere bir araya gelmiş alt sistemlerden meydana gelen bir bütün olarak tanımlar. İlk kez çevre kavramını örgüt tahlillerine sokar. Örgütü çevresi içerisinde var olan açık bir sistem olarak tanımlar. Bu sistem çevresinden girdiler alır, onları dönüştürerek çevresine çıktılar olarak verir. Örgüt klasiklerdeki gibi değişmeyen değil; tersine sürekli etkileşim halinde olan ve sürekli değişen bir varlık olarak tanımlanır. Örgütlerin varlıklarını sürdürmesi dinamik dengelerini muhafaza edebilmelerine bağlıdır. Sistemler dengelerini bozan onları kaçınılmaz son olan yok oluşa götüren entropiye maruz kaldılar. Açık sistemler girdi, dönşümlü ve çıktı süreçlerini ya da örgütü meydana getiren alt sistemleri farklılaştırarak negatif entropi üretmeye böylece yeni denge noktalarında varlıklarını sürdürmeye çalışırlar.
    İşlevselci bakış açısında, bir sistem olan toplumu meydana getiren alt parçalar görevsel bir bütün oluşturacak şekilde birbirleriyle birleşmişler ve anlamlı bir bütün haline gelmişlerdir. Aynı şekilde çevresinde yer alan toplumsal-ekonomik sisteminin alt parçası olarak görülen örgüt çevresiyle bütünleyici ve sürekli bir ilişki halinde olmaya çabalar. C. L. Barnard, H. Simon; örgütleri bu anlamda karşılık karar verme sistemleri olarak görürler. Doğal sistem yaklaşımını benimseyenler örgüt sistemnin iç unsurları arası ilişkiye odaklanmıştır. Açık sistem yaklaşımı ile birlikte örgütün çevresi analizlere ve açıklamalara dahil edilmiştir.
    Örgüt kuramlarında da sistem yaklaşımının tetiklemesiyle bir çeşitlenme yaşanır. Örgüt kuramıları örgüt ve yönetim bilimi içerisinde sistem yaklaşımından sonra ilgisini özellikle örgütün çevresini ve çevresiyle olan ilişkilerini açıklamaya yöneliktir. Özellikle 1970’lerden itibaren Durumsallık Kuramı, Kaynak Bağımlılığı, Kurumsal Kuram, Örgütsel Ekonomi, Populasyon Ekolojisi gibi dizi örgüt kuramı peş peşe geliştirilir.
    Sistem kuramınına yöneltilen çeşitli ve bazıları önemli eleştirilere vardır. Bu eleştiriler şu şekilde özetleyebiliriz: Sistem yaklaşımının bazı temel kavramlarını örgüt analizinde kullanmak zordur. Örneğin : sınır kavramı. Kavramsal olarak bir örgütü çevreden ayırdığı varsayılan hayali çizgi olarak tanımlanan ‘sınırı’ gerçek hayatta örgüt analizinde çizmek hiç kolay değildir. Mesela bir üniversite örgüt olarak ele alıp sistem kavramlarını kullanarak analiz etmek istersek sınırını nasıl çizmeliyiz? Kampüs sınırı mı? Yoksa üretilen bilgi geliştirilen teknoloji üretilen kültür verilen mezun nereye gidip etki bırakıyorsa orası mı? Ya da girdilerin mesela örgencilerin geldikleri coğrafyalar ve kültürler mi sınırı geçtiği yer olmalıdır? İdarenin mensuplarının veya mezunlarının yasal iktisadi ya da siyasal gücünün sınırı mı?
    Bir diğer eleştiri denge gibi kavramların fiziki biyolojik ve sosyal sistemlerde oldukça farklı anlamlara gelebilmesi özellikle beşeri sistemlerin dengesinin ne olduğunu tespit etmenin zorluğudur. Bu zorluğun V. PARETO yıllar önce toplum analizinde fark etmiştir.

    #1766
    sevgi yiğit
    Katılımcı

    sistem yaklaşımı:
    -kendi başına müstakil bir okul değildir.tersine müşterek bir analiz aracını ,sistem analizini kullanmaktan başka ortaklığı olmayan farklı çalışmalara birlikte verilen addır.-bu yaklaşımı ilk ortaya çıkaran Bertalanfy’dir. (Biyoloji alanında, organizmalar üzerinde).-Katz ve Robert L. Kahn sosyal bilimler alanında ortaya koymuşmuştur.-parçadan yola çıkarak bütünü anlamaya çalışmışlardır.(tümevarım)…katz ve kahn öncelikle neo-klasiklerdeki gibi örgüt içi motivasyonlardan bahseder.ayrılan noktası ise çevrenin farkında olmalarıdır.
    SİSTEM YAKLAŞIMININ TEMEL KAVRAMLARI:
    SİSTEM:kendini meydana getiren ve bir amaç doğrultusunda birbiriyle etkileşen parçalardan meydana gelen bütündür.(insan vücudu)
    ALT SİSTEM:üst sistemlerin hedefleri doğrultusunda kendilerine düşen görev ve sorumlulukarı yerine getirir.
    ÇEVRE:sistemin içerisinde bulunduğu alandır.
    GİRDİ:enerji,hammadde ,sermaye,bilgi örgütlerin çevrelerinden aldıkları girdilerdir.
    DÖNÜŞÜM SÜRECİ:girdilerden sonra oluşan süreçtir.
    ÇIKTI:süreç sonunda elde edilenlerdir.
    KAPALI SİSTEM:çevresiyle girdi-çıktı alışverişinde bulunmayandır.
    AÇIK SİSTEM:çevresiyle girdi-çıktı alışverişinde bulunandır.
    ENTROPİ:bütün örgüt biçimlerinin dağılmaya ve ölüme gideceği biçiminde bir doğa yasasıdır.
    GERİ BİLDİRİM:çıktılarla alakalı olan,çevreden alınan sinyallerdir.
    W.R SCOTTA GÖRE SİSTEMLER:
    rasyonel sistem:örgüt kapalı bir makinedir.klasik ve neo-klasiklerde görülür.
    doğal sistem:çevrenin varlığı kabul edilmiş fakat çözümlenmemiştir.
    açık sistem:çevrenin örgütle olan ilişkisi incelenmiştir.
    SİBERNETİK SİSTEM OLARAK ÖRGÜTLER
    Norbert weiner isimli bir matematikçi tarafından geliştirilmiştiir.weiner,sibernetik alanı 2.dünya savaşı sırasında hava savunma sistemi üzerinde çalışırken geliştirir.sibernetik,güdümlü füzeler gibi kendi kendini düzenleyebilen sistemler üzerinde çalışan bir alandır.sistemin kendi kendini düzenleyebilmesi uzmanlaşmış parçalarının ve alt sistemlerinin varlığı ile ve süreç ve akışlarının bulunması ile mümkündür.weiner’in modelinde örgütler uyum sağlayan sistemler olarak tanımlanır.çevresi içinde yer alan örgüt hayatta kalmak için değişikliklere kendini uyarlamak zorunda zorundadır.
    KENNETH BOULDİNGE GÖRE SİSTEMLER:
    1-Çerçeve Sistemler:Bunlar statik yapı düzeyindeki sistemlerdir. Kristalin atomlarının dizilişi hayvanın anotemisi, masa, sandalye, binalar gibi sistemler statik yapıladan meydana gelirler.
    2-Muntazam (Clockwork) Sistemler : Saat ya da güneş sistemi gibi önceden belirlenmiş hareketleri olan basit dinamik sistemlerdir.
    3-Sibernetik Sistemler :Kontrol mekanizmalı sistemler olarak anılır. Dengeyi korumak için kendi kendini otomatik olarak harici bir hedefe ya da önceden belirlenmiş kritere göre ayarlayan termostat, güdümlü füze gibi sistemlerdir.
    4-Açık Sistemler :Çevrelerinden aldıkları girdilerle varlıklarını idame ettirebilen, kendilerini koruyabilen, çevre etkileşimli sistemlerdir. Hücreler buna örnektir.
    5-Tasarımlı Büyüme Sistemleri :Taklit ederek değil önceden kodlanmış talimatlar içeren tohumlar ya da yumurtalar(genler-planlar) aracılığıyla üreyen tavuk- yumurta, palamut- meşe benzeri sistemlerdir.
    6-İç Farkındalığı Olan Sistemler :İç farkındalığı gelişmiştir. Çevresinin farkındadırlar. Çevresinden bilgi alır, bunları çevresinin görüntüleri ya da bilgileri halinde organize eder. Hayvanlar bu seviyedeki sistemlere örnektir.
    7-Sembol Kullanabilen Sistemler: Bilinci olan, dil ve benzeri sembol sistemleri kullanabilen sistemlerdir. İnsan
    8-Sosyal Sistemler :Yedinci seviyede faaliyet gösteren ve ortak bir sosyal düzen ve kültür paylaşan aktörler olan insan gruplarının meydana getirdiği sosyal sistemlerdir.
    9-Aşkın Sistemler:Mutlaktırlar; kaçınılamayan bilinmezler olarak tanımlanır. Matematikteki postulalar ve bağlantılar gibi varlıklarını kanıtlamak mümkün değildir. Ancak vardırlar ve kaçınılmazlar.

    • Bu yanıt 2 ay önce önce sevgi yiğit tarafından değiştirildi.
    #1768
    Sümeyye Demirbaş
    Katılımcı

    Sistem Yaklaşımını İlk ortaya çıkaran Ludwig Von Bertalanfy’dır.Biyolog olan Bertalanfy 1920lerde başladığı çalışmalarında canlıları organik bütünler olarak incelemeyi önerir.Sistem yaklaşımının bazı temel kavramları vardır:
    Sistem: Bir amaç doğrultusunda birbirleriyle etkileşim içinde olan parçalardan bütün meydana gelmesidir.
    Altsistem:Sistemi meydana getiren alt parçalardır.Üst sistemin görevleri doğrultusunda kendilerine düşen görevi,sorumluluğu yerine getirirler.
    Çevre:Her sistemin olduğu gibi örgütlerinde bir çevresi vardır.Sistemin içerisinde bulunduğu alandır.Örgütün çevresinde Vatandaşlar,rakipler,tedarikçiler gibi birçok unsur bulunur.
    Girdi:Enerji,hammadde,sermaye gibi unsurlar çevrelerinden aldıkları girdilerdir.
    Dönüşüm süreci:Girdilerin işlenip,dönüştürülüp mal ve hizmet üretimi yapıldığı bölümdür.
    Çıktı:Dönüşüm sürecinde elde edilenler dış çevreye çıktı olarak verilir.
    Açık Sistem:Bu sistem türü çevrelerinde bulunan diğer sistemlerden çeşitli yollar ile etkilenebilir.
    Kapalı Sistem:Bu sistem çevrelerinde bulunan diğer sistemlerden etkilenmez.
    Entropi: Sistemlerin giderek dağılmaya ve ölüme gideceği şeklinde tanımlanan doğa yasasıdır.
    Geribildirim: Genellikle çıktılarla alakalı olan, çevreden alınan olumlu ve ya olumsuz sinyallerdir.
    Denge: Sistemde olması gereken düzen.
    Durağan denge: Denge noktasının değişmediği durumdur.
    Dinamik denge: Sabit bir denge noktası bulunmayan,değişen koşullara göre sistem dengesini farklı seviyelerde kurmasıdır.
    Scott’a göre sistemler:
    Rasyonel sistemler : Örgütü kapalı bir makine olarak görülmesidir.
    Doğal sistemler : Çevre var ama çevreyi çözümlememiştir. İç sistem ve alt sistemle etkileşimi incelemiştir
    Açık sistem : Dış çevre analizi yapar.
    Doğal sistem görüşünün kökeni: 1930’lardan itibaren yaygınlaşır,1960’larda yerini açık sistemlere bırakır.Doğal sistemlerin kökeni Pareto ve Barnard’a kadar dayanır.
    Sibernetik sistem olarak örgütler:Norbert Weiner isimli bir matematikçi tarafından 1940’larda geliştirilir. 1948’de ‘Cybernetics ‘ adlı kitabını yayımlar.Açık sistem üzerinde önemli etkisi vardır.Sibernetik,kendi kendini düzenleyebilen sistemler üzerinde çalışır.
    Kenneth Boulding’ göre sistemler:
    1-Çerçeve Sistemler:Statik yapı düzeyindeki sistemlerdir.(hayvan anatomisi,masa,sandalye)
    2-Muntazam (Clockwork) Sistemler:Önceden belirlenmiş hareketleri olan sistemlerdir.
    3-Sibernetik Sistemler:Kendi kendini otomatik olarak bir hedefe ayarlayan sistemdir.
    4-Açık Sistemler:Çevrelerinden alınan girdilerle,kendilerini koruyabilen sistemdir.
    5-Tasarımlı Büyüme Sistemleri:Önceden kodlanmış talimatlar içeren tohumlar yada yumartalar aracılığıyla üreyen sistemdir.
    6-İç Farkındalığı Olan Sistemler:Çevresinin farkındadır.Çevreden bilgi alır ve bunları organize eder.
    7-Sembol Kullanabilen Sistemler:Bilinci olan ve dil vb sembolleri kullanabilen sistemlerdir.(insan gibi)
    8-Sosyal Sistemler:İnsanların meydana getirdiği sosyal sistemlerdir.
    9-Aşkın Sistemler:Mutlaklardır.Varlıkları kanıtlanamaz ancak vardırlar.

    #1769
    zeynep şevval şen
    Katılımcı

    Yönetim ve organizasyon konusundaki modernizasyon yaklaşımları, 1950 – 1960 yılları arasında Modern Yönetim Düşüncesinde neoklasik yaklaşıma paralel olarak başlatılmıştır. İşte bu yaklaşımın temelini oluşturan akımlar Sistem Yaklaşımı ve Durumsallık Yaklaşımı’dır.
    Modern organizasyon teorisinin temelini sistem görüşü temsil eder. Bu teorinin en önemli özelliği analitik bir temele sahip olmasıdır. Organizasyonların karmaşık yapıya sahip olması kesin kurallarla yönetilmesini imkansızlaştırdığından yeni bazı boyutları düşünmeye başlamışlardır.
    Sistem Yaklaşımı ise sistem kavramının önemi “beşeri ilişkiler” hareketinin başlangıç noktasını teşkil eden Hawthorne araştırmalarından anlaşılmıştır. Yirminci yüzyılın başlarında işletmeler gözden geçirilirken verimlilik bir sorun olarak görülmekte ve organizasyonların amaçlarına neden ulaşıp ulaşmadıkları düşünülmekteydir
    İlk olarak diğer bilim dallarında uygulanmış ve biyoloji dalında düşünülmüştür. Bertalanffy, Genel Sistem Teorisi’nde, her olayı belirli bir çevre içinde başka olaylarla ilişkili olarak incelemenin olayları anlama, tahmin ve kontrol etme açısından daha etkin olduğu ileri sürülmüştür. Bertalanffy, biyolojide uyguladığı sistem teorisini diğer alanlara da uygulamak istemiş ve çeşitli disiplinler için ortak prensiplerin var olduğunu göstererek hepsine uygulanabilecek genel bir analitik model geliştirmeye çalışmıştır. Diğer bir bilim adamı ise, sibernetik alanında öncülük yapmış matematikçi Norbert Wiener’dir. 1948 yılında, aynı amaçlar çerçevesindeki sistemlerin birleşiminin yapısını oluşturmak konusuyla ilgili önemli bir kitap yayınlamıştır. Böylece “genelci” ve “bütüncü” bir görüşün yönetim ve organizasyon konularına uygulanması ile yönetimde sistem yaklaşımı adı verilen yeni düşünce tarzı ortaya çıkmıştır.
    Kenneth Boulding yeryüzündeki sistemleri basitten karmaşığa doğru belirli bir hiyerarşi içinde dokuzlu bir sınıflama söz konusudur;
    1-Statik yapı düzeyindeki sistemler; buna örnek olarak masa, sandalye, binalar gösterilebilir.
    2-Bazı belirli hareketlere sahip basit dinamik sistem düzeyi; buna örnek olarak da güneş sistemi, yıldız sistemleri, saatlerin çalışması gösterilebilir.
    3-Kontrol mekanizmalı sistem veya sibernetik sistemi; bu sistem dengeyi koruma bakımından kendi kendini otomatik olarak ayarlayabilmektir. Buna örnek olarak termostat, makineli tüfekler gösterilebilir.
    4-Kendi kendini koruyucu ve çevre ile etkileşimi olan açık sistem; buna örnek olarak canlı hücreleri gösterebiliriz.
    5-toplumsal düzey sistemi; bu sistem çevresiyle etklileşim halindedir. Ancak hareketli değildir. Örnek olarak bitkileri gösterebiliriz.
    6-Hayvan Sistemi; bu sistem çevresiyle etkileşim halinde olduğu gibi artan bir hareketliliğe sahiptir. Kendinin farkındadır, diğer bir deyimle yaşamak için yiyecek arar, tehlikelerden kaçar, dost bildiklerine sığınır.
    7-İnsan Sistemi; bu sistem çevre ile etkileşim, hareketlilik, kendi farkında olma yanında dil ve sembol kullanarak fiziki çevresi sınırları dışında da etkili olabilmektir.
    8-İnsan örgütü sistemleri veya Sosyal Sistemler; aile, devlet, okul, işletme, arkadaş grubu gibi insan gruplarının meydana getirdiği sistemlerdir. Tüm insanları bir arada tutan ve kaynaştıran, ortak amaçları, dilleri, değer ve inanç sistemleri ile maddi ve manevi çıkarlarıdır. Çünkü insan, sosyaldir. Her insan, kendisi bir sistem olduğu gibi, sosyal sistemlere girerek onun bir parçası, elemanı veya alt sistemi olmaktadır.
    9-Fizik ötesi sistemler; bunlar kaçınılmaz bilinmeyenler, nedeni tam izah edilemeyen olaylardır. Sistematik yapıyı ve ilişkileri ortaya koyar. Bunları ispat etmek mümkün değildir. Ancak, varlıkları kabul edilmektedir.

    #1772
    Gizem Günyüzü
    Katılımcı

    Sistem Yaklaşımını ilk ortaya çıkaran kişi Bertalanfy’ dır. Sistem yaklaşımı kendi başına müştakil bir okul olmayn sistem analizini kullanmaktan başka ortaklığı olmayan farklı çalışmalardır. Daniel Katz ve Robert L. Tarafından yayımlanan kitapta bu yaklşım önem kazanmıştır. Sistem yaklaşımı fen bilimlerinde doğar ve bunu ihtiyacen geliştirilir. Bertalanfy kuramının bütün bilimleri olarak tanımladığı kavramsal çatı olarak ifade eder. Bertalanfy ‘ın ortaya koyduğu genel sistem kuramının temel kavramları var bunlar;Sistem,Alt sistem,Çevre,Girdi,Çıktı,Dönüşüm Süreci,Kapalı sistem,Açık sistem,Entropi,Denge,Durağan,Dinamik denge. Genel Sistem Kuramı’nın Kuramın geliştirilmesiyle birlikte Katz ve Kahn örgütü, açık sistem olarak tanımlarlar. Bunu yaparken kalsik ve neo kalsiklerden yararlanırlar ancak çevre yi dahil etmeleriyle onlardan ayrılılırlar. Scott sistemleri Rasyonel sistem, Doğal sistem,Açık sistem olarak üçe ayırmıştır. Rasyonel sistemler makine örnek alınarak makine gibi etkin olmk üzere kurgulanmıştır. Doğal Sistemler, iç ve alt sistemlerin etkileşimde olduğu ve çevrenin belirsiz olduğu sistemlerdir. Açık sistemler, çevre ayrıntılı şekilde tanımlanır dış çevre analizi vardır. Sibernetik sistem olarak örgütler Weiner tarafından 1940 yılında geliştrilimiştir. Sibernetik sistem hayvanlarda ve makinelerde bulunan denetim ve bilgi işleme sistemlerinin yapı ve fonksiyonlarını multidipliner bir şekilde çalışır. Kenneth Bouilding sibernetik kavramıyla Genel sistem kuramını birleştirir. 9 kademe halinde hiyerarşik bir sıralama önerir: Çerçeve sistemler,muntazam sistemler, sibernetik sistemler, açık sistemler, tasarımlı büyüme sistemleri, iç farkındalığı olan sistemler, sembol kullanabilen sistemler, sosyal sistemler , aşkın sistemler . İlk üç sistemde çevre unsuru yoktur fiziki sistemlerdir. 4.5.6. sistemler biyolojik 7.ve 8. Sistemler sosyal sistemlerdir. Sistem yaklaşım, modern örgüt kuramlarının başlangıcına işaret eder , örgütü bir bütün olarak tanımlar ve örgütü açık sistem olarak tanımlar bunların yanında bazı temel kavramları örgüt analizinde kullanması zor, tüm evrenin üst sistem alt sistem bağlantısı içerisine girmesi, uygulanabilir ilkeler geliştirmemesiyle eleştiriye maruz kaldığı söylenebilir.

    #2007
    Kader Fırat
    Katılımcı

    Sistem Yaklaşımı, örgüt ve yönetim kuramlarını “modern örgüt ve yönetim kuramları” evresine geçiren dönüm noktası olarak kabul edilir. Bu yaklaşımın örgüt ve yönetim dünyasına bakışı değiştiren etkisi olmuştur. Önceki dönemlerde genellikle belirli bir alanda çalışmalar yürütüldüğü için bir okul adıyla anılıyordu. Fakat sistem yaklaşımında tek bir alanda çalışılmamış, farklı alanlarda da çalışmalar yapılmıştır. Bundan dolayı tek başına bir okul olarak nitelendirilemez.
    Sistem Yaklaşımı 20. yy’ın başında, özellikle fen bilimleri arasında gelişmeye başlamıştır. Biyolog Ludwig Von Bertalanfy’ın organizmalar üzerinde yaptığı biyolojik çalışmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Sosyal Bilimciler de bu sistemi örgütlerde uygulamışlardır. Bundan dolayı “Genel Sistem Yaklaşımı” olarak ele alınmıştır.
    Bu yaklaşıma göre sistemler alt sistemleriyle etkileşimdedir, alt sistemler birbirini etkiler ve çevreyle de etkileşim halindedirler. Sistem yaklaşımı küçük parçayı analiz ederek bütünü anlamaya çalışan bir yaklaşımdır.(Tümevarım) Bu sistemi sosyal bilimler alanına uygulayan isimler Daniel Katz ve Robert L. Kahn dır.
    Bu isimler öncelikle Neoklasik dönemdeki gibi örgüt içi motivasyonları ele alırlar. O dönemden farklı olarak çevrenin örgütün iç yapısını değiştirdiğini söylerler.
    Genel Sistem Yaklaşımının bazı temel kavramları vardır. Bunlardan “sistem” belli bir amaç doğrultusunda birbirleriyle etkileşen parçalardan meydana gelen bütündür. Birinde meydana gelen değişiklik diğer parçaları da etkiler. “Alt sistem” sistemi meydana getiren alt parçalardır ve üst sistemin hedefleri doğrultusunda çalışırlar. Bir diğer kavram “çevre”dir. Sistem bir çevre içinde yer alır. Her sistemin olduğu gibi örgütlerin de bir çevresi vardır. Bu çevre sistemi ve alt sistemleri etkiler ve sistemden etkilenir. Örgütün içerisine çevreden dahil olan unsurlara da (enerji , hammadde, sermaye vs.)”girdi” denir. Girdilerden sonra oluşan sürece “dönüşüm süreci” denir. Bu süreç sonucunda örgütün çevreye verdiği ürüne de “çıktı” denir. “Kapalı sistem”, çevresi ile girdi- çıktı alışverişinde bulunmayan sistemler; açık sistemler ise tam tersi, çevresi ile girdi-çıktı alışverişinde bulunan, çevresiyle etkileşim içinde olan sistemlerdir. Sistemlerin giderek düzensizleşmeye ve bozulmaya meyilli olduğunu belirten kavrama ” entropi” denir. Bozulmaya giden gidişatına “pozitif entropi”, toparlanmaya giden gidişatına “negatif entropi” denir. Açık sistemlerin çevrelerinden aldıkları sinyallere “geribildirim” denir. Sistemin düzenli bir şekilde çalışması için “denge”de olması önemlidir. Sistemlerde denge; dinamik denge ve durağan denge olarak ikiye ayrılır. “Durağan denge” denge noktasının değişmediği, sabit olduğu anlamına gelir. “Dinamik denge”de ise sabit bir denge noktası yoktur. Koşullara bağlı olarak değişebilir.

    W.R. SCCOTT’a göre sistemler üçe ayrılır:

    RASYONEL SİSTEMLER: Örgütün bir makine olarak ele alındığını ve çalışanların da bu makinenin birer dişlisi gibi görüldüğü sistemlerdir. Klasik dönemdeki kuramlar bu sistemler içerisine girer ve bu kuramlar aynı zamanda çevreleriyle etkileşimleri olmadıkları için kapalı sistem modeli özelliği gösterirler.
    DOĞAL SİSTEMLER: Çevrenin varlığından haberdar fakat onunla etkileşime girmeyen sistemlerdir. Örgütün iç sistemlerinin alt sistemleriyle olan ilişkisi üzerinde durulur. Neoklasik dönemdeki örgüt modelleri örnek verilebilir.Fakat Scott Neoklasiklerin örgütünün de kapalı sistem olduğunu söyler.

    AÇIK SİSTEMLER: Örgütün sadece yapısına değil; çevresine, çevresiyle arasındaki ilişkiye, etkileşime önem veren sistemlerdir.

    SİBERNETİK SİSTEM OLARAK ÖRGÜTLER:
    Norbert Weiner isimli matematikçi tarafından 1940’larda geliştirilen bir alandır. Kendisini yeniden programlayabilen, kendi kendisini düzenleyen sistemlerdir. Alt sistemlerin ve üst sistemlerin birbirleriyle uyumu sayesinde sistem kendi kendisini kontrol eder ve hedef doğrultusunda çalışır. Sibernetik sistemlerdeki alt sistemlerin birbiriyle etkisi ve çevreyle etkileşimi sonucunda kendilerini yeniden programlamaları doğal ve açık sistem anlayışının etkisi olduğunu gösterir. Değişen sisteme göre kendini yeniden düzenleyip uyum sağlamak; insanlarda düşünme, analiz, hayvanlarda içgüdü, makinelerde de programlama şeklinde olur.

    KENNETH BOULDİNG’E GÖRE SİSTEMLER:

    1956’da İktisatçı Kenneth Boulding “General Systems Theory-The Skeleton of Science” ismiyle yayınlanan makalesinde Weiner’in sibernetik kavramıyla Von Bertalanfy’ın genel sistem kuramını birleştirir. Burada 9 kademe halinde hiyerarşik bir sınıflandırma var. (Basitten karmaşığa) Her üst rakamdaki sistem tipi alt rakamdaki sistem tipinin özeliğini taşır.

    1) ÇERÇEVE SİSTEMLER: Basit, somut, işlevi olmayan, masa, sandalye, kalem vs. şeklinde durağan olan yapılardır.
    2) MUNTAZAM SİSTEMLER: Önceden belirlenmiş hareketleri olan basit ama dinamik sistemlerdir. Saat yada güneş sistemi örnek verilebilir.
    3) SİBERNETİK SİSTEMLER: Kontrol mekanizması olan sistemlerdir. Termostat örnek verilebilir.
    4) AÇIK SİSTEMLER: Çevresiyle etkileşim halinde olup, çevreden girdi alıp yine çevreye çıktı veren sistemlerdir. Hücreler örnek verilebilir.
    5) TASARIMLI BÜYÜME SİSTEMLERİ: Taklit ederek değil önceden kodlanmış talimatlar aracılığıyla oluşan sistemlerdir. Çoğalan sistemlerdir.
    6) İÇ FARKINDALIĞI OLAN SİSTEMLER: Çevreden bilgi alıp yorumlayan, organize edilen, iç farkındalığı gelişen sistemlerdir. Hayvanlar örnek gösterilebilir.
    7) SEMBOL KULLANABİLEN SİSTEMLER: Bilinci olan, dil vb. sembol sistemlerini kullanabilen sistemlerdir. İnsan örnek verilebilir.
    8) SOSYAL SİSTEMLER: insan gruplarının oluşturduğu sosyal sistemlerdir.
    9) AŞKIN(FİZİK ÖTESİ) SİSTEMLER: “Kaçınılmayan bilinmezler” olarak da tanımlanır. Var olduğunu bildiğimiz ama somut olarak ortaya koyamadığımız sistemlerdir. Kendinden önceki tüm sistemlerin özelliklerini taşır ve en gelişmiş sistemdir.

    DEĞERLENDİRME:
    Sistem yaklaşımı, örgüt ve yönetim kuramlarında bir kırılma noktası olarak kabul edilir. Modern örgüt kuramlarının başlangıcına işaret eder. Burada ilk kez “çevre” kavramı örgütün içine girmiştir. Örgüt kuramları, örgüt ve yönetim bilimi içerisinde sistem yaklaşımından sonra ilgisini özellikle örgütün çevresini ve çevresiyle olan ilişkilerini açıklamaya yöneltir.
    Sistem Yaklaşımına yöneltilen bazı eleştiriler vardır. Bunlar şöyle özetlenebilir:
    Sistem yaklaşımının içerisinde bulunan kavramlardan olan “sınır” kavramının gerçek hayatta örgüt analizinde uygulanması zordur. Bir diğer sorun, sistem yaklaşımında tüm evren üst sistem ve alt sistem bağlantısı içerisine girer. Sistem silsilesine dahil olmayan şeyin ne olduğu bilinmemekte ve doğru bir şekilde analiz edilememektedir. Bir diğer eleştiri, denge gibi kavramların fiziki, biyolojik ve sosyal sistemlerde farklı anlamlara gelebilmesi, özellikle beşeri sistemlerin dengesinin ne olduğunu tespit etmenin zorluğudur. Ayrıca Sosyal sistemler çok sayıda değişken içerdikleri için matematik formüllerine indirgenemiyor. Sosyal sistemler daha serbest işleyen alt unsurlardan meydana gelir ve genel sistem kuramının öngördüğü gibi bir alt sistemde oluşan değişiklik diğer alt sistemleri aynı şekilde etkileyemeyebiliyor. Bu da iç veya dış değişikliğin sistem davranışı üzerindeki etkisini öngörmeyi zorlaştırmaktadır. Sistem Yaklaşımı “soyut ve genel kavramlara ve açıklamalara yer vermiş, uygulanabilir ilkeler geliştirmemiştir” eleştirisi en sık yöneltilen eleştirilerden biridir.

10 yazı görüntüleniyor - 1 ile 10 arası (toplam 10)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.