Oluşturulan forum yanıtları

4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #1575
    Fatma Firdevs Baş
    Katılımcı

    Beşeri Münasebetler Okulundan etkilenen McGregor iki farklı insan varsayımına dayanan X ve Y kuramlarını ortaya atar. X ve Y kuramları birbirinin zıddı varsayımlara dayanır. X kuramı klasik yönetim anlayışına sahip olanları, Y kuramı ise neoklasiklerin yönetim anlayışını temsil eder. X kuramının dayandığı temel kabuller şunlardır;
    *İnsan yönetilmeyi sever , sorumluluktan kaçar, hırslı değildir.
    *İnsan bencildir, kendi arzu ve isteklerini örgüt amaçlarına tercih eder.
    *İnsan yenilik ve değişiklikten hoşlanmaz. Bunlara karşı direnç gösterir.
    McGregor’a göre bu tür örgütlerde iş tatmini , motivasyon ve verimlilik sorunları yaşanacaktır. E. Mayo ve diğer neoklasik kuramcılardan etkilenerek McGregorda Y kuramını önermiştir. Y kuramının dayandığı kabuller ise şunlardır:
    *Ortalama insan işten kaçmaz ,işi ve işyerini kendisi için tatmin kaynağı olarak görür.Çalışmak onun için doğal bir faaliyettir.
    *Baskı ve ceza yöntemleri insanları örgütsel amaçlara yöneltecek tek yol değildir.İnsan işini ve arkadaşlarını severse , onlarla bağlılık gösterirse örgüte daha yararlı ve verimli şekilde hizmet edecektir.
    *Örgütsel amaçlara bağlılık,onların elde edilmesi ile ilgili ödüllere bağlıdır.
    *Ortalama insan sorumluluktan kaçmaz.Her zaman onu üstlenmek ister.
    *İnsanlar genelde yaratıcıdırlar ve sorunların çözümünde her zaman yeni fikirler üretirler.

    #1560
    Fatma Firdevs Baş
    Katılımcı

    Neoklasik örgüt kuramı davranışçı bir bakış açısına sahiptir. Klasik yönetim anlayışı teknik meselelere odaklanırken neoklasik yönetim anlayışı insana odaklanır. Bu dönemde amaç yine verimliliği arttırmaktır. Hawthorne deneyleri bu dönemin önemli çalışmalarından biri olmuştur. 6 grup deneyden meydana gelen bu çalışmalar tam 8 yıl sürmüştür. İlk deney hariç diğer deneylerin başında Elton Mayo vardır. Bu deneyler; ışıklandırma deneyleri, Röle montaj odası deneyi , ikinci röle montaj odası deneyi, mika yarma test odası deneyi , mülakat programı ve seri bağlama odası gözlemleridir. Hawthorne deneyleri sonucunda ulaşılan en önemli bulgulardan birisinin insanın sadece maddi unsurlarla güdülenmediğidir. Araştırıcılar dikkatlerini fiziki faktörlerden sosyal faktörlere çevirmişlerdir.

    #1486
    Fatma Firdevs Baş
    Katılımcı

    Fayol karmaşıklaşmış örgütlerin rasyonel bir şekilde yönetilmediklerini savunmuştur. Bunun sonucunda da büyük verimsizlikler yaşandığını tespit etmiştir. Fayol sistematik yönetici eğitimi eksikliğine vurgu yapmıştır. Yöneticiliğin öğretilmemesi ve yönetim hakkında bilimsel bilginin olmayışı onun için büyük bir sorundur. Yönetimi bir süreç olarak tanımlayan Fayol yönetimin tanımını da yönetim fonksiyonlarına dayandırır. Uzağı görme, örgütlemek, kumanda etme, eşgüdümleme ve denetim yönetimi meydana getiren fonksiyonlardır. Bu beş yönetim fonksiyonuna ek olarak 14 tane yönetim ilkesi üzerinde durur. Fayol deney ve gözlemleriyle tespit ettiği bu ilkeleri de “yapıyla ilgili, süreçle ilgili , sonuçla ilgili ilkeler “olarak 3 başlık altında toplar. Fayol’un yönetime en önemli katkısı onu rasyonalleştirmesidir.

    #1482
    Fatma Firdevs Baş
    Katılımcı

    Bilimsel Yönetim anlayışı F.W.Taylor tarafından geliştirilmiştir. Bilimsel Yönetim Taylor’un çalışma hayatındaki birtakım tespitleriyle başlar. Bu yaklaşım ana sorunu verimsizlik ve israf olarak tanımlar. Taylor’ a göre işler bilime bağlı değil kişilere bağlı şekilde yönetilerek rasyonel ve sistematik olmayan bir şekilde yürütülmektedir. Bilimsel yönetim ise bunun tam tersini hedefler. Taylor ilk olarak tekrarlanan hareketlerden oluşan hareket etütlerini geliştirir daha sonrasında bu hareketlerden en yüksek verimliliği alabilmek için de zaman etütlerini geliştirir . Bir sonraki adımda ise uzmanlaşma veya iş bölümü kavramları üzerinde durmaktadır. İş bölümü üzerine dayalı , uzmanlaşmış ve seri üretim tekniğine ise fordist üretim denmektedir. Taylor daha sonrasında parça başı ücret sistemini uygular. Bilimsel yönetimde bu havuç-sopa yaklaşımı olarak anılır. Bu ödül-ceza yaklaşımı, performans ölçümünü ve yönetimini uygulamaya geçirmiştir. Çalışan seçimlerinde yaşanan aksaklıklara da israf gözüyle bakılmaktadır . Taylor işleri “ehliyet, kabiliyet ve kapasite” sahibi kişilerin yapmasını söyler. Son olarak “fonksiyonel ustabaşılık” kavramı üzerinde duran Taylor, yönetim kademelerinde de işbölümüne ve uzmanlaşmaya gitmek gerektiğini savunur. Tüm bunların sonucunda Bilimsel Yönetim’in verimlilik ilkesi üzerindeki etkisine bakılacak olursa başarılı olduğu görülmüştür. Yönetim bilim dalı haline gelmiştir. Bunların yanı sıra Taylorizm “insancıl olmayan bir yönetim anlayışı” olarak görülüp oldukça eleştirilmiştir.

4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)