Oluşturulan forum yanıtları

4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #1761
    Sultan GEÇE
    Katılımcı

    Sistem kavramı, birlikte bir amacı gerçekleştirme işlevi yüklenen, birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkili belirli alt birimlerden oluşan; çevresiyle ilişkili ve bir üst bütünün parçası olan bütün olarak tanımlanabilir. Diğer bir tanımla sistemi, belirli parçalardan oluşan, bu parçalar arasında belirli ilişkiler olan, bu parçaların aynı zamanda dış çevre ile ilişkisi olan bir bütün olarak tanımlamak mümkündür. Tanımlar incelendiğinde dört özelliğin öne çıktığı görülür: 1-Birden çok bileşenden ( parça ) oluşması. 2-Bileşenler arasında ilişkiler olması. 3-Bileşenlerin (parçaların) oluşturduğu bir bütün olması. 4-Bütünün bir amacının olması. olarak ifade edebiliriz. Sistem yaklaşımı, biyolog Ludwig Von Bertalanffy’ın Genel Sistem Teorisinden kaynaklanmaktadır. Genel sistem teorisi, her türlü sisteme uygulanabilecek genel ilke ve prensipleri bulmayı ve geliştirmeyi amaçlayan disiplinler arası bir çalışma alanıdır. Bu yaklaşımla olayları tek bir açıdan ve başka olay ve çevre şartlarından kopuk olarak incelemek yerine, her olayı belirli bir çevre içinde başka olaylarla ilişkili olarak incelemenin olayları anlama, tahmin etme ve kontrol etme açılarından daha etkin olduğu ileri sürülmüştür. Sistem yaklaşımına göre ,işletmeleri anlamada başlangıç noktası olarak, onları çevreyle alışveriş içinde birer toplumsal sistem olarak görmek ve elde ettikleri çıktıyı( ürün veya hizmet )sistemi yeniden harekete geçirecek bir girdi olarak kullanan enerjik bir girdi-dönüşüm-çıktı sistemi olarak kabul etmek yararlı olacaktır. Her sistemin, alt sistemlerden meydana geldiğini de unutmamak gerekir. Örneğin; insan vücudu belirli amaçları gerçekleştirmeye çalışan bir sistem olarak kabul edilirse, insan vücudundaki sinir sistemi, dolaşım sistemi, kas sistemi vb.de birer alt sistem olarak ele alınabilir. Sistemi anlamak müdahale etmek ve kontrol etmek ancak bu sistemi oluşturan alt sistemlerin ve ilişkilerinin anlaşılması ile mümkündür. Alt sistemlerin birinde meydana gelen bir değişme diğerlerini de etkileyecektir. Sistem yaklaşımının temel kavramlarını ise şöyle sıralayabiliriz: kapalı sistem, açık sistem, entropi, geribildirim, denge, durağan denge, dinamik denge, çevre, girdi, dönüşüm süreci, çıktı olarak sıralayabiliriz.

    #1516
    Sultan GEÇE
    Katılımcı

    Modern bürokrasinin ilk sistematik çalışmasını Max Weber yapar. Weber’ in kuramının çıkış noktasını oluşturan unsurlar ise geleneksel bürokrasilerin verimsizliği buna bağlı olarak eski yönetim biçimleri olan geleneksel bürokrasilerin modern örgütlerin ihtiyacını karşılayamaması ve yönetim biçiminin şahsi oluşudur. Weber’e göre bir bürokratik örgüt, üyelerinin bireyselliğinin giderildiği oranda etkili bir şekilde görev görmektedir. Bürokrasi, resmi işlerden sevgi, nefret ve bütünüyle duygusal, yani denetimden kaçan öğelerin, ortadan kaldırılmasında ne kadar kusursuz bir şekilde başarılıysa o kadar mükemmel gelişmektedir. Gelelim ideal bürokraside olması gereken özelliklerden bahsedecek olursak bu özellikler: 1)Yetki ve görevler kurallarla önceden tespit edilmiştir. Bürokratik örgütün amaçlarının gerçekleşmesi için yerine getirilmesi gereken faaliyetler, biçimsel görevler olarak belli bir usulle uygun bir şekilde dağıtılmıştır. 2) Yönetimde bir hiyerarşi söz konusudur. Kısaca kuruluştaki bireylerin belirli faktörlere bağlı olarak statü, görev, alt ve üst arası ilişkileri diyebiliriz. 3) Kurallara ve usullere bağlılık, burada önceden belirlenmiş öğrenilmiş ve öğrenilebilen iki tür kural vardır. Bunlar davranış kuralları ve teknik kurallardır. Örgüt normlarına aykırı hareket etmemek burada önemli bir husustur. Bununla birlikte çalışanların hangi durumlarda ne yapması gerektiği, nasıl ve ne zaman yapması gerektiği de yine bu kurallar sayesinde belirlenmiş olup buna göre hareket edilmiştir. 4)Teknik uzmanlık , burada görevlere özel eğitim görmüş yapılacak işte donanım sahibi bireylerin getirilmesini ifade eder.5) Memuriyet bir meslektir, Weber bürokrasinin çalışanlarına memur demektedir.6) Yazılı belgeler; bürokraside alınan kararlar, yapılan işlemler, uygulamalar yazılı bir şekilde kayıt altına alınır ve haberleşme / evrak vb. isimlerden geçer, kütüklere kaydedilir ve arşivlerde saklanır.7) Gayrişahsilik , bürokrasi gayrişahsi bir sistem olmak üzere tasarlanmıştır. Gayrişahsilik kişilere, kişisel özelliklere bağlı olmamak demektir. Bu prensip, bürokrasinin yukarıda saydığımız diğer özelliklerinin nihai hedefi gibi düşünülebilecek kadar önemli olan bir prensiptir.

    • Bu yanıt 5 yıl 7 ay önce önce Sultan GEÇE tarafından değiştirildi.
    #1444
    Sultan GEÇE
    Katılımcı

    Yönetsel kuramın öncüsü Henri j. Fayol’dur. Fayol da Taylor gibi mühendis olarak uzun yıllar yönetici olarak çalışmıştır. ikisinin de en büyük ortak özelliği amaçlarının aynı olmasıdır. Bu amaçlar ilk olarak verimlilik ikincisi ise rasyonel örgüttür. Farklılıklarına değinecek olursak Taylor için üretim önemli iken Fayol için yönetim süreci önemlidir. Yani Taylor daha kısa sürede daha fazla üretime odaklanırken Fayol da durumun daha çok yönetime, yöneticilerin nasıl olması gerektiğiyle ilgilenir. Yönetsel kuramda bilimsel kuram gibi israfın önlenmesi ve verimliliği esas alırken yönetsel kuramda karmaşık örgütlerin iş paylaşımıyla kontrollü bir şekilde işin devam etmesine yönelir. Fayol yönetsel kuramda yönetimin fonksiyonlarını da ele almıştır. Bunlar: Uzağı görme, örgütleme, kumanda etme, eşgüdümleme ve denetimdir. Bunları açıklayacak olursak uzağı görme, gelecekte ne olup biteceğini önceden kestirerek ona göre plan – program hazırlamak olarak tanımlayabiliriz. Örgütleme, teşkilatlandırma yani bir işin gerçekleştirilmesinde yer alan insan gücü, malzeme, tesisat, sermaye gibi, gerekli tüm unsurların yer alması şeklinde açıklayabiliriz. kumanda etme ise kurulan yapının işletilmesi, yöneticinin sorumluluğu altında işlerin yürütülmesini ifade eder. eşgüdümleme ise örgütteki tüm faaliyetleri ahenkleştirerek eş zamanlı ve uyumlu bir şekilde çalışmak olarak söyleyebiliriz. Denetim ve son kavramımız için ise yapılan faaliyetlerin; örgütün planlarına, amaçlarına, örgüt içerisinde belirlenmiş kurallara uygun olarak yapılıp yapılmadığını tespit etmek olarak açıklayabiliriz.

    #1443
    Sultan GEÇE
    Katılımcı

    F.W.Taylor tarafından gerçekleştirilen yönetim anlayışına bilimsel yönetim adı verilmektedir. Taylor’ ın ilk defa bilimsel yöntem kavramını kullanmasıyla örgütler ve yönetim dünyası bilimsel bilgilerle açıklanmaya çalışılmıştır. Bilimsel yönetim yaklaşımında fabrikalarda çalışan işçi sınıfının haklarının gözetilmeyerek sadece üretim odaklı çalışma ve buna ek olarak insalcıl olmayan yönetimlerle işçilerin adeta bir makinanın çarkları misali belirli düzen içerisinde standart görevleri yerine getirmelerinden dolayı bu yönetim anlayışı pek çok kez eleştirilmiştir. Taylor ve diğer bilimsel yönetimciler işin tamamlanıp bitmesi için gereksiz hareketleri ayıklayıp; gereken hareketlerin en iyi biçimde yapılabilmesi için standart iş usullerini tespit ederek Taylorizmin hareket etütlerini meydana getirmişlerdir. Taylor’ın bu yönetim anlayışında çalışanların duygularının olduğu, sosyal ilişkilerinin olduğu , ödül- ceza unsurlarının bizzat maddiyata bağlaması da yine bu anlayışa getirilen bir diğer eleştiridir.

4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)