Oluşturulan forum yanıtları
-
YazarYazılar
-
Mayıs 14, 2021: 5:08 pm #2294
Songül Tutal
KatılımcıYEREL YÖNETİMLER VE SOSYAL HİZMET
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı aslında Aile Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı adıyla hizmet veriyordu ama 21 Nisan 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı kararnamesi ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak iki bölüme ayrıldı.
“Toplumsal değerler çerçevesinde bireyi ve aileyi
güçlendiren sosyal hizmetler sunmak; sosyo-ekonomik
kalkınmaya katkı sağlama hedefiyle istihdamı artıran,
çalıșma hayatını düzenleyen, denetleyen tedbirler almak ve
sosyal güvenlik sisteminin etkinliğini sürdürmek.” misyonuyla ve” “Ailenin güçlü, bireyin mutlu olduğu, çalıșan
ve üreten müreffeh (refah ve varlık içinde yaşayan) bir Türkiye” vizyonuyla hizmet vermektedir.
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI
BAKAN= Derya YANIK (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi lisans mezunu)
BAKAN YARDIMCISI= İsmail ERGÜNEŞ (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi lisans ve İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü yüksek lisans mezunu)
DEĞERLENDİRME
Merkezden yönetim sosyal hizmet için çözümü geçiktirebilir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın;
-Denetimi çok sağlıklı bir şekilde yapmalı,
-Ekonomik destek sağlamalı,
-Sosyal politikalar üretmeli
Ama denetim, bütçe ve politikadan sonra uygulamayı belediyenin kendisi yapmalı ve denetimlerin sağlıklı bir şekilde yapılması hizmet verdiğimiz dezavantajlı kesime verdiğimiz hizmetin daha hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlar.
Özellikle belediyeler sosyal hizmet alanında çok ciddi bir öneme sahiptir. 5393 Sayılı Belediye Kanununun 14. Maddesine göre “Belediyeler görev ve sorumlulukları gereği, sosyal hizmet kuruluşları açar işletir ve/veya bu hizmetleri yaptırır, ihtiyaç sahibi vatandaşları sosyal yardımlarla destekler…” ifadesi vardır. Bu kanun ile belediyeler sosyal hizmet ile alakalı birçok faaliyet göstermektedir. Sosyal belediyecilik; çocuk, yaşlı, engelli ve yaşlıların 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ile ifade edildiği gibi dezavantajlı bireylerin “Biyolojik, psikolojik, sosyal, maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılama noktasında erzak ihtiyacından rehabilitasyon ihtiyaçlarına varıncaya kadar psikolojik, sosyal ve ekonomik destek anlamında çalışmalar gösterir.
Yerel yönetim bünyesinde Belediye sınırları içerisinde gerçekleştirdiği için Adem-i merkeziyetçi anlayış, Avrupa Birliği yerel yönetimler özerklik şartlarında da ifade edildiği gibi yerindenlik ilkesi gereği dezavantajların bulunduğu bölgede problemi tespit edip problemi çözme anlayışı ile o bölgede bulunan insanların temel anlamda ihtiyaçlarıni yerinde görüp yerinde çözme noktasında faaliyetleri var.
Bu hizmetler;
Dezavantajı bireylerin sosyalleşmesine katkı sağlıyor. Diğer insanlar ile kaynaşma ve dayanışması noktasıda bu bireylere destek sağlıyor. Yardımlaşma duygusu ile sadece bakanlık değil bakanlığın yanında Gönüller, Sivil Toplum Kuruluşları, Belediye ve Merkezi Bakanlık hep birlikte bunu yaptığından, insanların sosyalleşmesi, yardımlaşma duygusu ve benzeri birçok duygular noktasında birçok faydası var. Avrupa’da Amerika’da sosyal hizmet uygulamalarının büyük bir kısmı yerel yönetim faaliyetleri ile yürütülüyor. Bir bölgede karşılaşılan sorunlarla alakalı çalışmayı Merkezi otorite ile yönetmek eskisi kadar kolay değil. Örnek verecek olursam bir bölgede yaşanan ihmal-istismar gibi bir sorunla mücadele de Ankaradan gelecek olan kararı beklemektense bu soruna yerel yönetimin müdahalesi faha kısa sürede çözücü ve sağlıklı olacaktır.
Sosyal hizmet Türkiye’de yeni gelişen bir bölüm olduğu için (özellikle 2005’ten sonra mezun vermeye başladı.) sosyal hizmet uzmanlarının yerine farklı meslek elemanları çalışıyor.
Aynı zamanda sosyal hizmet mesleği multidisipliner olduğu için psikolog, sosyolog, hukukçu ve diğer meslek elemanlarına da ihtiyaç duyuyor. Bu meslek elemanlarının ortak bir biçimde hizmet vermesi toplum refahına daha iyi katkı sağlanabilir.
Bölge içerisindeki ihtiyaç sahibi insanların ortak ihtiyaçlarının bir bütün olarak giderilebilmesi mekanizması; evlilik okulları, anne-baba okulları, taziye evleri, manevi ve ekonomik destek hizmetleri gibi bir çok türden hizmet veriyor.
BELEDİYELERDE SOSYAL HİZMET FAALİYETLERİNİN YÜRÜTÜLDÜĞÜ BİRİMLER
Tam anlamıyla şu birimlerde yürütülür diye bir netlik olmamakla birlikte
– Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı
– Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı (Büyük şehirlerde)
– Sosyal Yardım Müdürlüğü veya Sosyal Destek Müdürlüğü ( bazı il ve ilçe belediyelerinde)
– Basın Yayın Halkla İlişkiler MüdürlüğüMayıs 14, 2021: 12:06 pm #2292Songül Tutal
KatılımcıYEREL YÖNETİMLER
DEMOKRATİK BOYUTU;
Halkın yönetime katılabilmesi,idarecinin denetlenebilmesi ve temsilcileri ile kararlara etki edebilmesi yönetimin demokratik boyutunun etkisidir.
Yerel yönetimin demokrasi boyutunda KATILIM değeri çok önemlidir.
FONKSİYONEL BOYUTU;
Etkin olmalıdır. Daha az kaynak kullanma, ihtiyaçların daha hızlı tespiti ve az kaynakla çok hizmet vermek gibi değerler yönetimin fonksiyonel boyutudur.
Yerel yönetimin fonksiyonel boyutunda ETKİNLİK ve VERİMLİLİK çok önemlidir.
Etkinlik: Çözüme hemen kavuşturmaktır.
Verimlilik: Çözümü daha az kaynakla sağlamaktır.
Bunlar dışında özerklik, özgürlük, yerindenlik ve yeniden paylaşım gibi değerler de vardır.
* ÖLÇEK EKONOMİLERİ= Üretimde artış oranı maliyetlerde artış oranından daha yüksek olması durumudur.
Hizmetler ne kadar yerel?
Hizmet ve maliyet ölçütü, hizmetlerin verimliliği, faydası, ne kadar yararlı olduğu.
Mahalli müşterek ihtiyaçların merkez mi yerel mi olduğunu anlamak için 2 ölçek var:
-Hizmetin faydasının yayıldığı alan
-Ekonomik ölçüt
YER YÖNÜNDEN YERİNDEN YÖNETİM
-Belediyeler
-İl Özel İdareleri
-Köyler
BELEDİYELER ORGANLARI
Belediye Başkanı= Yürütme organıdır. Yönetimin başıdır. En üst amir olarak idare etmek, personeli atamak, meclis ve encümene başkanlık etmek gibi görevleri vardır.
Belediye Meclisi= Belediye yönetiminin karar organıdır. Bölgenin büyüklüğüne göre 9-55 kişiliktir.
Belediye Encümeni= Belediyenin yürütme ve danışma organıdır.Mayıs 13, 2021: 9:21 pm #2291Songül Tutal
KatılımcıYEREL (YERİNDEN) YÖNETİMLER
*Adem merkeziyetçilik de denir.
*Türkiye’de yerel yönetimler idari özerkliğe sahiptir.
*Bir yerdeki mahalli müşterek (yerinden) ihtiyaçlarını daha iyi karşılanması, hizmetlerin daha yerinden verilmesi, böylece ihtiyacı daha çabuk ve daha hızlı ve ihtiyaç daha iyi bilir şekilde hizmet verilmesini sağlar.
*Kendi özel bütçesi vardır. Yarından yönetimlerin mali işlemleri Sayıştay tarafından denetlenir.
*Merkezi yönetimden farklı olarak yerel seçimlerle boşa gelirler.(5 yılda bir)
*Özerklik söz konusudur. (Burada siyasi özerklik değil de idari özerklik daha fazladır.Ulusal bir politika vardır. Her yerel yönetim kendine has bir politikası yoktur. Politikalar merkezi yönetim bakanlıkları aracılığı ile uygulanır, siyaset üretmezler idari anlamda hizmet verirler.)
*Demokrasiyi yerelde sağlayıp bütüne yaymak gibi bir amaçla ortaya çıkar.
*Merkezi yönetim yerel yönetimler üzerinde idari vesayet hakkına sahiptir.
*İdari yerelleşme ve siyasi yerelleşme olmak üzere ikiye ayrılıyor genelde idari yerelleşme boyutu kullanılıyor.
İDARİ YERELLEŞME: Yönetsel hizmetlerinin sunumu ile ilgili yerelleşmedir. Örn: Belediyeler.
SİYASİ YERELLEŞME: Eyaletler, federasyonlar gibi yerlerde siyasilerin seçimi ile yerel hale gelen bir yapıdır.
Türkiye’de siyasi özerklik Türkiye’nin siyasi ve coğrafi konumundan ve terör gibi olumsuz durumlardan dolayı tehlikeli görülür.
Türkiye’deki yerelleşme hareketleri her zaman İdaridir. Siyasi bir özelliği yoktur. İdarenin bütünlüğü kapsamında merkezi yönetim kontrolü altındadır. Tam bir özerklik yoktur. Genelde de idari boyutu kullanılır.
*İdari anlamda her şeyi tek bir merkezden yönetmek yerine birçok hizmeti yerele devretmenin hem merkezin yükünü azaltacağı hem de o hizmetin daha iyi verileceği düşünülüyor.
*Üniter devletlerde;
Merkezi yönetim ve yerel yönetimler vardır. Merkezi yönetim dili, kültürü aynı olan çok çoka aynı kültürden insanların barındığı ülkeler için uygundur. Türkiye üniter devlettir.
*Federal devletlerde;
Merkezi yönetim, yerel yönetimler ve eyaletler vardır. Üniter devletlere göre daha esnektirler. Dini, kökeni farklı olan, geniş coğrafyalarda olan ülkeler için daha uygundur.
HİZMET YÖNÜNDEN YERİNDEN YÖNETİM:
-Belirli alanlarda uzmanlaşmış Birimlerdir. – Yöneticileri insiyatif alabilmektedir.
Örn: üniversiteler,barolar, kitler…
YER YÖNÜNDEN YERİNDEN YÖNETİM:
-Merkezi yönetime bağlı değildirler.
-Yerel seçimler ile birlikte seçilirler.
-Kararlarda, organlarda ve bütçede özerklik söz konusudur.
Örn:Belediyeler, il özel idareleri, köyler.
YERİNDEN YÖNETİMİN YARALARI VE SAKINCALARI:
Genellikle Yerinden yönetimin yararları merkezden yönetimin sakıncalarıdır diyebiliriz.
YARARLARI;
# Kırtasiyecilik ve Bürokrasinin Azalması,
# Yerel Yerinden Yönetimin Demokratik İlkelere Uygundur. Çünkü halk kendi yöneticisini kendisi seçiyor.
# Hizmetlerin Gereksinimlere Uygun Yürütülmesi (farklı bölgelerin ihtiyaçları da farklılaşabiliyor. Her bölgenin ihtiyacına ayrı hizmet gerekebiliyor.)
SAKINCALARI;
# Ülke Bütünlüğünün ve Milli Birliğin Sarsılma Tehlikesi,
# Partizanca Uygulamalara Yol Açması,
# Hizmetlerin Yeknesak Bir Biçimde Yürütülmemesi,
# Mali Denetimdeki Güçlükler.Nisan 6, 2021: 11:22 am #2214Songül Tutal
KatılımcıT.C. DEVLET TEŞKİLATI
Devletin temel organları yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç tanedir.
YASAMA: Parlamento ve meclistir.
YÜRÜTME: Cumhurbaşkanlığı ve Bakanlar kurulu(kabine)
YARGI: Bağımsız mahkemeler
*** Yürütme organı temelde 2’ye ayrılır:
-MERKEZDEN YÖNETİM
-YERİNDEN YÖNETİM: Yerinden yönetim de kendi arasında 2’ye ayrılır:
1) YER YÖNÜNDEN YERİNDEN YÖNETİM: Yerel yönetim organlarımızdır. Halkın mahalli, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuşlardır.(o yerin ihtiyaçlarından daha kolay haberdar olmak ve ihtiyaçlara daha hızlı bir şekilde cevap verilmesi için kuruluyor.)
AMAÇ: Yerelin ihtiyacını yerelde tespit edip yerelde çözmektir.
-> Belediyeler (İSKİ,İETT,İDO,İGDAŞ…)
-> İl Özel Yönetimi
-> Köy
-> Yerel Yönetim Birlikleri
2) HİZMET YÖNÜNDEN YERİNDEN YÖNETİM:
-> Düzenleyici, Denetleyici Kurumlar, Kuruluşlar: Bağımsız kuruluşlardır. Uzmanlık alanlarında kurulmuş ve o alanda devlette düzenleyici, denetleyici fonksiyonları olan kurumlardır. ÖR: RTÜK, BDDK, Bilgi Teknoloji ve İletişim Kurumu…
-> İdari Kamu Kurumları: Devletteki bakanlıklardan farklı tüzel kişiliklere sahip idari kamu kurumlarıdır. Çok geniş hizmet ağları vardır bu nedenle bir bakanlığa bağlı olarak değil de kendi tüzel kişilikleri olan genel müdürlüklerdir. ÖR: Karayolları Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü…
-> Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları: ÖR: Barolar, ticaret odaları…
-> İktisadi Kamu Kurumları(Kitler): %50’sinden fazlası devlete bağlı diğer kısmı da özel olan işletmelerdir. Büyük ortağı devlettir. ÖR: İDT, otel veya fabrika olabilir.
-> Bilimsel Kültürel ve Teknik Kamu Kurumları: ÖR: TUBİTAK, TSE…
MERKEZDEN YÖNETİM
Yürütme organının da merkezden yönetimin de başı cumhurbaşkanıdır.
– Bakanlar Kurulu(kabine)
– Bakanlıklar: Merkez teşkilatları Ankara’dadır.
– Taşra Teşkilatları: İl örgütlenmesidir. İl genel yönetiminde başta ‘vali’ vardır. İlçe genel yönetiminde başta ‘kaymakam’ vardır./***/ Türk kamu yönetimi idarenin bütünlüğü esasına göre yönetiyor.
*** Merkezden yönetim ile yerinden yönetim arasındaki bağı kuran İDARENİN BÜTÜNLÜĞÜ İLKESİ kapsamında ve çeşitli fonksiyonlarla merkezi yönetim ile yerinden yönetim arasında sürekli bir koordinasyon olmalıdır çünkü ulusal politikalarda birbiri ile uyum içerisinde çalışmasında idarenin bütünlüğü ilkesi vardır.
*** Merkezi yönetim ve yerinden yönetim arasındaki bağı kuran “idarenin bütünlüğü ilkesi”dir.
İDARİ VESAİT: Merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki denetleme yetkisidir. Üstün olma durumudur. İdarenin bütünlüğü ilkesini sağlayan durumlardandır.
DEVLETİN SİYASİ AYAĞI: Merkezden yönetimin siyasi ayağını hükümet oluşturur. Seçilmişler ve seçilmişlerin atadığı kişilerdir.
DEVLETİN İDARİ AYAĞI: Asıl kamu yönetimi bilgisine sahip olup, uzmanlık bilgisi gerektiren kısımlarını yürüten uzman memurlar, bürokratlardır.
T.C. CUMHURBAŞKANLIĞI TEŞKİLATI
Dıştan içe doğru;
– Cumhurbaşkanının atadığı bakanlardan oluşan bakanlıklar vardır. ÖR: Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, MEB…
– Çeşitli konularda politika üretimi için kurulmuş politika kurulları vardır. Bu kurullarda uzman politikacılar vardır. Politika üretir ve üretilen politikayı direkt olarak cumhurbaşkanına iletirler. ÖR: Sosyal Politikalar Kurulu, Hukuk Politikaları Kurulu…
– Cumhurbaşkanlığına bağlı başkanlık ve kurullar vardır. ÖR: Devlet Denetleme Kurulu, Milli Güvenlik Kurulu, Milli İstihbarat Başkanlığı…
– Cumhurbaşkanlığı idari yapısı: ÖR: İdari İşler Başkanlığı, Özel Kalem.Nisan 4, 2021: 6:46 pm #2203Songül Tutal
KatılımcıDURUMSALLIK KURAMI
İlk çalışmalar küçük gruplardaki karar verme davranışı ve liderlik üzerine yapılan çalışmalarla başlar.
başlıca çalışmaları örgütün çevresiyle, büyüklüğüyle ve teknoloji ile ilgilidir. Bu dönemde başlıca 3 önemli çalışma vardır.
1)Tavistock enstitüsü (Emery ve Eric Trist) İngiltere’de millileşen kömür madenlerinde yapılan çalışmalar sonucunda ortaya konulan SOSYO-TEKNİK KURAM
2)Tom Burns ve G.M. Stalker tarafından İngiliz ve İskoç imalat firmaları üzerinde yapılan çalışmadan sonra ortaya çıkan MEKANİK VE ORGANİK YÖNETİM SİSTEMLERİ
3)Joan Woodward tarafından 100’ün üzerindeki firma üzerinde yapılan örgüt yapısı ile teknoloji arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışma.
BU ÇALIŞMALARIN AMACI: Burada nasıl bir işleyiş var, çalışanlar nasıl çalışıyor, çalışanlar arasındaki ilişki ne, çalışanlarda örgüt arasındaki ilişki ne, örgütün amaçları ile örgüt yapısı arasındaki ilişki ne? tarzı sorulara cevaplar bulmak, bunların araştırmasını yapmaktır.
DURUMSALLIK KURAMINI SSİSTEM YAKLAŞIMINDAN AYIRAN NOKTA:
* Gerçek hayatta olanı anlamaya yönelik çalışmalar yapması (Sistem yaklaşımını yaklaşım olarak bırakan, kuram haline getirmeyen nokta budur.)
* Firmaları inceleyip ardından somut ilkeler ortaya koyuyor. Deneysel olarak incelemeye tabi tutuyor.
/***/ Klasik dönem ve neo-klasik dönemde hep “EN İYİ” arayışı vardı. Ama durumsallık kuramında “HER ZAMAN HER YERDE GEÇERLİ OLAN EN İYİ BİR YÖNTEM YOKTUR. DURUMA GÖRE HEM ÖRGÜT YAPISININ NİTELİĞİ HEM DE YÖNETİMİN NİTELİĞİ İÇ VE DIŞ KOŞULLARA GÖRE DEĞİŞİR.EN İYİ ÖRGÜT YAPISI DURUMA BAĞLIDIR.” anlayışı hakim olmuştur. Bundan dolayı durumsallık kuramının diğer adı koşul bağımlılık kuramıdır.
DURUMSALLIK KURAMI BİZE BİR TAKIM DEĞİŞKENLER SUNAR:
BAĞIMLI DEĞİŞKEN: Örgüt yapısı ve yönetim yapısıdır.
BAĞIMSIZ DEĞİŞKEN: İç ve dış koşullardır. (İç ve dış koşulların değişimine göre örgütün yapısı ve yönetimin yapısı değişir.)
İÇ KOŞULLAR:
-Teknoloji
-Büyüklük
-Yapılan işin niteliği, rutin olup olmadığı
-Personelin niteliği
-Örgütün amaçlarıdır.
DIŞ KOŞULLAR:
-Çevre
-Çevredeki belirsizlik
-Değişkenler(örgüt bu değişkenlere ayak uydurmalıdır. Bu değişkenlere ayak uydurdurkça örgütün yapısı mekanik değil giderek organik olur.)
DEĞİŞKENLER ÖRGÜTÜN 2 YAPIDA OLMASINI SAĞLAR:
1) MEKANİK ÖRGÜT:
*Daha merkezi yapıdadır.
*Değişime kapalıdır.
*Hiyerarşik bir yönetim vardır. (dikey/ast-üst)
2) ORGANİK ÖRGÜT:
*Esnek bir örgüt yapısı vardır.
*Değişime açıktır, daha çabuk ayak uydurur.
*Demokratik bir yönetim vardır. (yatay)
*Dış koşullar çok değişken ve belirsizlik yüksektir. Personeli çok bilgili ve entelektüeldir.Mart 29, 2021: 2:17 am #2190Songül Tutal
Katılımcı* Modern dönem neo-klasik dönem ve klasik dönemden farklı olarak örgüt içi ile değil hem örgüt içiyle hem de örgüt dışı ile (çevreyle) ilgilenmiştir. Örgütü kapalı birer sistem olarak değerlendirmemiş çevresiyle ilişkili bir sistem olarak benimsemişlerdir.
* Modern dönem örgütleri ve yönetimi anlamak için yeni kapsamlı ve daha BÜTÜTNCÜL bir bakış açısıyla doğmuştur.
* Örgütler klasik dönemde biçimsel olarak, neo-klasik dönemde doğal olarak, modern dönemde ise bir bütün olarak incelenmiştir.
* Örgüt ilk defa bu dönemde açık bir sistem olarak düşünülmüştür. örgütlerin dış çevre ve kendi içindeki alt sistemlerini de incelemiştir . Örgütün de bir çevresinin olduğunu, çevresinde de farklı örgütlerin olduğunu, örgütlerin bu çevreleri aynı zamanda çevrelerinde bu örgütleri etkilediğini, değiştirdiğini ortaya koymuştur.
*Modern dönemin 2 önemli yaklaşımı vardır:
1)SİSTEM YAKLAŞIMI: Tam olarak somut ilkelere dayanan sistematik bir düşünce ortaya koymuyor. Sadece bir bakış açısı ortaya koyuyor.
2)DURUMSALLIK KURAMI: Daha detaylı bir şekilde test edilebilir, gözlemlenebilir ilkleler ortaya koyuyor.
SİSTEM YAKLAŞIMInı Bertalanffy ortaya koymuştur. Katz ve Kahn ise bunu sosyal bilimler alanında ortaya koymuştur.
* Genel sistem yaklaşımı anlayışına göre sistemler birbirine bağlıdır ve birbirlerini etkilerler.
* Sistemlerin birbirleriyle ve örgütle etkileşimleri vardır.
* Açık ve kapalı sitem olmak üzere 2 tür sistem vardır.
AÇIK SİSTEMLER: Sistem ile çevre arasında etkileşimin olduğu, çevreyi etkileyen sistemlerdir. Sistemin hem alt sistemleriyle hem de çevresiyle ilişkileri inceleniyor.
KAPALI SİSTEMLER: Dışarıdan etki almaksızın içerdeki sistemler ile çalışan sitemlerdir. Dışarıdan enerji ve kaynak almazlar. Kol saati örnek verilebilir.Mart 29, 2021: 2:13 am #2189Songül Tutal
KatılımcıİDEAL TİP = BÜROKRASİ
Max Weber bürokrasinin kurucusudur.
1900’lerden günümüze etkileri devam eden kamu yönetimine yol vermiş bir yaklaşımdır.
Weber yönetimleri/ yöneticileri inceliyor ve 3 tip otoritenin olduğunu fark ve insanların diğer insanları bu 3 tip otorite ile yönettiğini fark ediyor.
Weber’e göre 3 tip otorite:
1- Geleneksel Otorite: İnsanın doğduğu aileden aldığı ve doğuştan gelen otorite tipidir. Şimdiye kadar dünyada en çok görülen otorite tipidir. ÖR: krallıklar, monarşi…
2- Karizmatik Otorite: Genelde kaos, karışıklık, kriz anlarında ortaya çıkan ve kişinin bireysel yetenek, kişilik, eğitim gibi özelliklerinden kaynaklanan otorite tipidir. ÖR:Mustafa Kemal Atatürk, Adolf Hitler…
3- Yasal-Ussal Otorite: Bireye yöneticilik yasalar, yönetmelikler, hukuki yollar ile veriliyor. Kişi otoritesini kanunlardan alıyor. ÖR: Bakanlar, Cumhurbaşkanları…
*** WEBER BÜROKRASİYİ YASAL-USSAL OTORİTENİN ÜZERİNE KURMUŞTUR.Mart 29, 2021: 1:55 am #2188Songül Tutal
KatılımcıYönetim kuramları 4 dönemde inceleniyor.
– Klasik Dönem (188o-1930)
– Neo-klasik Dönem (1930-1950)
– Modern Dönem (1950-1970)
– Post Modern Dönem (1970-….)
NOT: bu tarihleri kesin ve net çizgiler ile ayıramayız. Sadece bu tarih aralıklarında dönemi temsil eden yönetim anlayışı daha yaygın olarak tartışılmıştır.
-> KLASİK DÖNEM <-
Ortaya çıkmasında buharlı makinanın icadı ve sanayi devriminin gerçekleşmesi etkili olmuştur.
Bir işi yapmanın enerji ve zaman yönünden en basit, en pratik, en hızlı, en verimli şekilde nasıl yapılabileceği araştırılmıştır.
3 Tane yönetim anlayışı vardır.
1- Bilimsel yönetim (Frederick Winslow Taylor): Temel mantık verimliliği artırmaktır. İnsan bir makine dişlisi olarak görülüyor.
2- Yönetsel Kuram (Henry Fayol): Planlama, örgütleme, emretme, koordinasyon ve kontrol gibi süreçlerin tümü yönetimin bütünlüğünü oluşturur.
3- Bürokrasi (Max Weber): Bürokrasi ilk olarak 1700-1800’lerde Prusya’da sistematik olarak “devlet yönetimi”ni incelemek, kayda almak, araştırmak amacıyla ortaya çıkmıştır. Günümüzdeki ideal tip bürokrasinin 1900’lerde Weber ile birlikte ilkeleri ortaya konmuştur. Kelime anlamı ” koyu yeşil masa örtülerinin egemenliğidir.” Hiyerarşi vardır. Ast-üst ilişkisi vardır. Görev tanımları vardır. Kişilik ve makam birbirinden ayrıdır. Dosya tutmak zorunludur çünkü veriler denetlenebilir olmalıdır.***Bu üç yönetim anlayışı klasik dönemi oluşturmuştur.
Mart 29, 2021: 1:09 am #2187Songül Tutal
Katılımcı* Neo-klasik dönemde de örgütler klasik dönemde olduğu gibi kapalı birer sitem olarak düşünülmüştür( Dış çevre ile ilişkisi ele alınmamıştır) ve yine kar etme amacıyla başlamıştır.(amaç verimliliği artırmaktır.)
* Klasik dönemden farkı: klasik dönemde insan duygularından hiç bahsedilmezken insan insan ilişkileri okulu insanın sosyal ve psikolojik faktörlerinin de yönetimde ve üretimde özellikle verimlilikte etkili olabileceği yapılan deneyler sonucunda fark ediliyor.
* Yönetimde insanın sosyal ve psikolojik faktörlerinin de etkili olabileceğinin düşünüldüğü dönemdir.
* HAWTHORNE ETKİSİ= Deneyi yapılan deney yapandan etkilenir.
Hawthorne deneyleri sonucunda sadece teknik faktörler değil aynı zamanda insani faktörlerinde verimliliğe etki ettiği anlaşılmıştır.
* Western Elektrik Şirketi ile yapılmıştır. toplamda 6 deney yapılmış.
-Işıklandırma, mola süresi, maaş miktarı gibi deneylerde öngörülen gerçekleşmemiş.
-Mülakat sırasında aldıkları cevap bağlamında ilgi görmenin çalışanlar üzerindeki etkisi fark edilmiştir. sosyal ve psikolojik faktörlere önem verilmesi gerektiği anlaşılmıştır ve insan ilişkileri okulu ortaya çıkmıştır.
X(klasik dönem) ve Y(neo-klasik dönem) KURAMI
> X Teorisinin insana dair varsayımları; insanı çalışması üzerine zorlamak, kontrol etmek, denetlemek gerekir şeklindedir. Hiyerarşi vardır. Yöneticiler yazılana uyar ve insana değişimden hoşlanmayan bir yapı olarak bakar.
> Y Teorisinin insana dair varsayımları; insanın tembel olmadığı, gerekli ortamın sağlanması durumunda çalışmanın zevkli olduğunu düşünen, kendini örgüte ait hisseden insanların olduğu şeklindedir. yöneticiler örgüt ve çalışanlar arasındaki dengeyi kurar.Mart 29, 2021: 12:36 am #2186Songül Tutal
Katılımcı* Modern dönem neo-klasik dönem ve klasik dönemden farklı olarak örgüt içi ile değil hem örgüt içiyle hem de örgüt dışı ile (çevreyle) ilgilenmiştir. Örgütü kapalı birer sistem olarak değerlendirmemiş çevresiyle ilişkili bir sistem olarak benimsemişlerdir.
* Modern dönem örgütleri ve yönetimi anlamak için yeni kapsamlı ve daha BÜTÜTNCÜL bir bakış açısıyla doğmuştur.
* Örgütler klasik dönemde biçimsel olarak, neo-klasik dönemde doğal olarak, modern dönemde ise bir bütün olarak incelenmiştir.
* Örgüt ilk defa bu dönemde açık bir sistem olarak düşünülmüştür. örgütlerin dış çevre ve kendi içindeki alt sistemlerini de incelemiştir . Örgütün de bir çevresinin olduğunu, çevresinde de farklı örgütlerin olduğunu, örgütlerin bu çevreleri aynı zamanda çevrelerinde bu örgütleri etkilediğini, değiştirdiğini ortaya koymuştur.
*Modern dönemin 2 önemli yaklaşımı vardır:
1)SİSTEM YAKLAŞIMI: Tam olarak somut ilkelere dayanan sistematik bir düşünce ortaya koymuyor. Sadece bir bakış açısı ortaya koyuyor.
2)DURUMSALLIK KURAMI: Daha detaylı bir şekilde test edilebilir, gözlemlenebilir ilkleler ortaya koyuyor.
SİSTEM YAKLAŞIMInı Bertalanffy ortaya koymuştur. Katz ve Kahn ise bunu sosyal bilimler alanında ortaya koymuştur.
* Genel sistem yaklaşımı anlayışına göre sistemler birbirine bağlıdır ve birbirlerini etkilerler.
* Sistemlerin birbirleriyle ve örgütle etkileşimleri vardır.
* Açık ve kapalı sitem olmak üzere 2 tür sistem vardır.
AÇIK SİSTEMLER: Sistem ile çevre arasında etkileşimin olduğu, çevreyi etkileyen sistemlerdir. Sistemin hem alt sistemleriyle hem de çevresiyle ilişkileri inceleniyor.
KAPALI SİSTEMLER: Dışarıdan etki almaksızın içerdeki sistemler ile çalışan sitemlerdir. Dışarıdan enerji ve kaynak almazlar. Kol saati örnek verilebilir. -
YazarYazılar