Oluşturulan forum yanıtları
-
YazarYazılar
-
Ocak 1, 2021: 4:13 pm #1948
EHNUR ŞEN
KatılımcıDurumsallık kuramında çalışmalardan bahsedeceğiz. Bu çalışmalar genellikle örgütün iç ve dış fonksiyonları ile ilgili yapılan çalışmalar. Sistem yaklaşımında bir ilkeden bahsedemedik sadece kavramlar üzerinden gidilen bir yaklaşım somut ilkeleri ve yöntemi olan bir yaklaşım değil ama durumsallık yaklaşımının alt sistemlerini oluşturuyor. Durumsallık kuramı Koşul ( Bağımlılık ) kavramı diyede geçer. Bu alandaki çalışmalar 1950’lerde başlar. Mesela bir yaklaşım geliştiriyoruz bunu bilimsel bir dergide yayınlıyoruz. ( İsimsiz makale ) Bunları birileri okuyorlar ve karşı sav üretiyorlar, olgunlaşa olgunlaşa yeni fikirler çıkıyor. Konuları küçük gruplarda ki karar verme davranışı ve liderlik üzerine yapılan çalışmalar. Burada aklımıza ilk gelmesi gereken çalışmalar Tavistock Enstitüsünden Fred Emery ve Eric Trist İngiltere’de millileştirilen kömür madenlerinde yapılan çalışmalar sonucunda ortaya konulan Sosyo-Teknik Kuram.
DURUMSALLIK KURAMINI AYIRAN İKİ NOKTA
Birincisi gerçek hayatta olanı anlamaya yönelik çalışma
İkincisi Örgütün iç ve dış unsurlarının aynı anda ve birbirleriyle etkileşim halinde tanımlaması ve ampirik olarak incelemeye tabi tutmasıdır. Diğerinde çevreyi ortaya koyuyor ama birbirleriyle olan ilişkilerini deneysel olarak ortaya koymuyor.
DURUMSALLIK KURAMI
En iyi bir örgüt yapısı vardır diyemeyiz Örgütün içinde bulunduğu durum incelenir ve uygun olan yönetim biçimi tercih edilir.
Değişkenler : Durumsallık Kuramının Değişkenleri
Bağımlı Değişken : Örgüt yapısı. Diğer değişkenlerden etkilenen onu etkileyenlerle beraber değişir.
Bağımsız Değişken : İç ve dış koşullar, faktörler, çevre. Bağımlı değişkenlerin etkilenmesi, bağımsız değişkeni etkilemiyor.
ÖRGÜT YAPISI
Örgütteki işler ile bu işleri yapacaklar arasındaki ilişkilerin açık ve seçik olarak belirlenmesidir. Burns ve Stalker, mekanik ve organik yapılar kavramsallaştırmasını ilk kez ortaya atarlar. Mekanik örgüt klasik örgüt ve yönetim anlayışına dayanır. Weberyan bürokrasidir. Değişimlere uygun değildir. Organik örgüt değişen koşullara uygundur.
-Amaç belli değilse : Organik örgüt
-Amaç belliyse : Mekanik örgüt
İÇ KOŞULLAR
1-TEKNOLOJİ ( THOMPSPON )
Çevre ile birlikte örgüt yapısı üzerindeki etkisi en çok araştırılan değişkendir. Woodward ve ekibi, inceledikleri örgütlerde kullanılan teknolojileri üç ana gruba ayırırlar.
A-Birim üretimi teknolojisi : Sipariş üzerine yapılan üretimdir. Örneğin kişiye özel yapılan arabalar, tasarım tişört ve yüzükler vs.
B-Kitle üretimi teknolojisi : Kitle şeklinde, bir ürün bandından binlerce ürün çıkması. Örneğin bir atölyede 10.000 adet 40 beden beyaz gömlek üretimi gibi.
C-Süreç üretimi teknolojisi : Daha gelişmiş kitle üretimi var.
2-BÜYÜKLÜK
3-İŞ ( PERROW )
Perrow iki ana gruba ayırır. Rutin ve rutin olmayan iş diye. Rutin iş belirsizliğin az olduğu, programlanmış, kurallara bağlanmış işlerdir. Rutin olmayan işler ise istisnası çok ve programlamanın çok güç olduğu işlerdir.
4-Personelin niteliği
5-Örgütün amaçları
DIŞ KOŞULLAR
Kısaca çevreden bahsediyoruz. Sistem yaklaşımında çevrenin farkına varıldığı ama çözümlenmediği yaklaşımdır. Çevre durumsallık kuramı ile başlar.
Demografik Yapı
İktisadi Koşullar
Siyasal Koşullar
Kültürel Yapı
Hukuki Koşullar
Coğrafi Koşullar
Teknolojik Koşullar
ÇEVRE ARAŞTIRMALARI
Burns ve Stalker araştırması : 20 tane örgüt incelemişler. 1961 yılında başlar ve 1967 yılında yayınladıkları eserlerinde ‘ mekanik ve organik örgütler ‘ kavramsallaştırmasını önerirler.
Paul Lawrence ve Jay Lorsch araştırması : 6 plastik, 2 gıda ve 2si ambalaj alanında faaliyette bulunan 10 işletme incelenir.
James D. Thompson : Çevre unsurlarını iki boyutta inceler. Durgunluk- değişkenlik ve basitlik karmaşıklık.
STRATEJİLER
Thompsona göre örgütler, belirsizliği azaltmak için üç grup strateji izlerler.
1-ÖRGÜT İÇİ STRATEJİLER : Kendi içinde 4 gruba ayrılır.
A-Tamponlama
B-Seviyeleme, yumuşatma stratejisi
C-Kestirme
D-Kemer sıkma
2-ÇALIŞMA ALANI SEÇİMİ
3-ÖRGÜTLERARASI STRATEJİLER :2 gruba ayrılır.
A-Dayanışmaya dayanan stratejiler
B-Rekabete dayanan stratejilerAralık 19, 2020: 3:17 pm #1763EHNUR ŞEN
KatılımcıBu yaklaşımı ortaya koyan Bertalanfy adında bir biyologdur. Bertalanfy canlı organizmaları inceliyor ve her organizmanın bir alt sistemi vardır diyor. Sistem yaklaşımında bir çok farklı alandan araştırmacı işin içinde olduğu için okul olarak nitelendiremiyoruz. Üç tane isim önemli. Katz, Kahn ve Scott. Katz ve Kahn öncelikle Neo-klasiklerde ki gibi örgüt içi motivasyonlardan bahseder inceler. Ancak ayrılan tarafı çevre kısmına dahil olmaları örgütün normlarını ve örgütün iç yapısını değiştirdiğini söylemeleridir.
SİSTEM YAKLAŞIMINDA BERTALANFAY’IN ORTAYA KOYDUĞU BAZI TEMEL KAVRAMLAR VARDIR. BUNLAR:
Sistem : Kendini meydana getiren ve amaç doğrultusunda birbirleriyle etkileşen parçalardan meydana gelen bütün.
Alt sistem : Üst sistemlerden kendine düşen görevleri, işlevleri yerine getirirler. Örneğin : İnsan vücudu ; sindirim sistemi, boşaltım sistemi vs hepsini ayırırsak sadece et ve kemik kalıyor. Bu yüzden bunlar takım gibi hepsini toplarsak insan vücudu ediyor. Geliştirilebilen, düşünebilen, üretebilen bir insan meydana geliyor.
Çevre : Sistemin içerisinde bulunduğu alan.
Girdi : Enerji, ham madde, sermaye, bilgi gibi girdiler.
Dönüşüm süreci : Girdilerden sonra oluşan süreç.
Çıktı : Süreç sonunda elde edilenler.
Kapalı sistem : Çevresiyle girdi çıktı alışverişi bulunmayan.
Açık sistem : Çevresiyle girdi çıktı ilişkisi bulunan.
Entropi : Fiziğin temel yasalarından biridir. Her sistem bozulmaya ve düzensizleşmeye meyillidir.
Geri bildirim : Çıktılarla alakalı olan çevreden alınan sinyaller.
Denge : Sistemde olması gereken düzen.
Durağan denge : Denge noktasının sabit olduğu durum.
Dinamik denge : Sabir bir denge noktası yok.
SCOTT’A GÖRE SİSTEMLER
RASYONEL SİSTEMLER : Örgütü kapalı bir makine olarak görüyor.
DOĞAL SİSTEMLER : Çevre var ama çevreyi çözümlememiş. İç sistem ve alt sistemle etkileşimi incelemiş.
AÇIK SİSTEM : Dış çevre analizi
DOĞAL SİSTEM GÖRÜŞÜNÜN KÖKENİ
1930’lardan itibaren yaygınlaşmaya başlar. 1960’larda ( Çevrenin farkına varıyorlar ve çevreyi incelemeye başlıyorlar. ) yerini açık sisteme bırakana kadar varlığını sürdürür.
SİBERNİK SİSTEM OLARAK ÖRGÜT
Norbert Weiner isimli bir matematikçi tarafından 1940’larda geliştirilir. 1948’ de ‘Cybernetics ‘ adlı kitabını yayımlar.
BOULDİNG’ E GÖRE SİSTEMLER
Burada önemli olan nokta hiyerarşik bir sınıflandırma var. Belli bir kademe artışını gösteriyor. Her üst rakamdaki sistemler alt rakamları da içerir. 9 tanedir.
1-Çerçeve Sistemler 2-Muntazam (Clockwork) Sistemler 3-Sibernetik Sistemler 4-Açık Sistemler 5-Tasarımlı Büyüme Sistemleri 6-İç Farkındalığı Olan Sistemler 7-Sembol Kullanabilen Sistemler 8-Sosyal Sistemler 9-Aşkın SistemlerAralık 4, 2020: 12:02 pm #1606EHNUR ŞEN
KatılımcıMODERN DÖNEMİN DİĞER DÖNEMLERLE KARŞILAŞTIRILMASI :
– İlk iki dönemde örgütün yapısı ve yönetim fonksiyonlarından bahsettik. Örgütü kapalı bir kutu olarak gördük ve içini inceledik. Bunları incelerken bunun dışında örgütün dış tarafını göz ardı ettik. Dış tarafı derken kastettiğimiz örgütün çevresi, bu çevreyle ilişkileri, örgütün çevreden etkilenmesi ve çevredekileri etkilemesidir.
– Klasik ve Neo-klasik dönemlerde örgüt kapalı bir sistem Modern dönemde ise açık bir sistemdir.
MODERN DÖNEM
Modern dönem çevre ve ilişkileri inceliyor ve bunun yani çevrenin farkına başlanıldığı dönemdir. Biz bu dönemde açık sistem nedir ?, Kapalı sistem nedir ? bunları göreceğiz.
Modern dönemde iki yönetim anlayışı var. Bunlar :
-Sistem Yaklaşımı
-Durumsallık Yaklaşımı
SİSTEM YAKLAŞIMI :
Bu yaklaşımı ortaya koyan Bertalanffy adında bir biyologdur. Bertalanffy canlı organizmaları inceliyor ve her organizmanın bir alt sistemi vardır diyor. Bu canlı organizmalar bir üst sisteme bağlıdır ve alt sistemleri vardır. Her sistem alt ve üst sistemi etkiler, etkileşim içindedir.
Bu görüşü Sosyal bilimciler daha sonra alıp örgütleri incelerken örgütü de birer canlı varlık olarak ele alıyorlar. Örgütlerde çevreleriyle ilişkililer ve etkilenirler diyorlar.
Diğer bir yaklaşım ise
DURUMSALLIK YAKLAŞIMI :
Durumsallık yaklaşımında ise çevredeki değişimlere, belirsizliklere ve belirsizlik düzeylerine göre örgütün ve yönetimin değişebileceğini inceleyeceğiz.Kasım 13, 2020: 12:17 pm #1566EHNUR ŞEN
KatılımcıNeo-Klasik kuramı kavramını ilk kez 1967 yılındaki çalışmasında kullanan Willim G. Scott’tır. Yaşanan bazı gelişmelere ek toplum hayatında meydana gelen bazı değişikler Neo-klasik Kuram’ın doğuşuna uygun ortam hazırlamıştır. Bunlar ; örgütlerin büyüyerek karmaşıklaşması, Klasik Kuram’ın yetersiz kalması vs gibi.
NEO-KLASİK KURAMI KRONOLOJİK GELİŞİMİ :
1930’lardan itibaren ortaya çıkan Beşeri Münasebetler Okulu ile başlamıştır. 1930-1940 dönemi doğuş dönemidir. Sosyal bilimcinin önemi anlaşılıyor ve psikologlar, sosyologlar askeri birlikte görev yapıyorlar. Yine bunun yanında Ohio üniversitelerinde ve İngiltere’de sanayi ilişkileri, beşeri ilişkiler, sosyal araştırmalar vb. adlar altında üniversite birimleri ve merkezler kuruluyor.
NEO-KLASİK KURAMININ ESASLARI :
-iş bölümü
-Ürüne ve coğrafyaya göre bölümleme
-Dar kontrol alanı
-Basık yapı
-Adem-i merkeziyetçi yönetim
-Demokratik liderlik
-Kumanda-kurmay birimleri
-Komiteler aracılığıyla yönetim
-Biçimsel olmayan örgüt
D.MCGREGOR’UN X VE Y KURAMLARI :
Bir yönetici insanı nasıl algılıyorsa yönetim de o şekilde değişir.
X kuramı : Klasik örgütü yansıtır.
Y kuramı : Neo-klasik örgütü yansıtır.
X KURAMI :
Daha çok klasik dönemin özelliklerini göreceğiz.
-Bir insan çalışmayı sevmez, zorunlu olduğu için yapar, mümkün olduğunca kaçar. Yani insanın doğasında çalışmak yok gibi.
-İnsan yönetilmeyi sever, sorumluluktan kaçınır, hırslı değildir.
-İnsan bencildir.Kendi arzu ve istekleri örgüt amaçlarından önce gelir. Bu durumda da örgüt içinde bozulmalar olur.
-İnsan yenilikten ve değişimden hoşlanmaz.Bunlara karşı çıkar ve direnç gösterir. Böyle olunca yani yönettiğiniz örgütte sistemi tamamen değiştirme iyi başarılı olsa da, çalışanlar değişim istemez onlar için uyum süreci önemlidir.
Mcgregor bu yukarıdaki varsayımları eleştirir ve böylelikle Y kuramı ortaya çıkar.
Neo-klasik örgüt kuramının, çalışanlarının ve yöneticinin çalışanlara bakış açısının özelliklerini taşıyor.
-Ortalama insan işten kaçmaz işi, iş yerini ve çalışmayı sever.
-Baskı ve ceza insanları olumlu yönde güdüleyecek tek ve yegane araçlar değillerdir.
-Örgütsel amaçlara bağlılık onların elde edilmesi ile ilgili ödüllere bağlıdır.
-Ortalama insan sorumluluktan kaçmaz, sorumluluk sahibi olmak ister.
-İnsanlar genelde yaratıcıdırlar ve sorunların çözümünde her zaman yeni fikirler üretirler.Kasım 9, 2020: 11:28 am #1559EHNUR ŞEN
KatılımcıÖncelikle klasik örgüt kuramı ile farklılıklarına bakalım : -Klasik örgüt kuramı olaya yapısal bir bakış açısıyla bakarken Neo klasik örgüt kuramı ise davranışçı yani insanlara nasıl davranılmalı gibi bakış açısına sahiptir. -Klasik örgüt kuramında teknik meselelerine odaklanırken Neo klasik dönemde insan faktörüne odaklanır.
Bunların ikisinin de amaçları verimlik ve verimliliği arttırmaktır, sadece yöntemleri farklıdır.
HAWTHORNE DENEYLERİ : 8 yıl sürmüştür. Bir çok çalışan ve fabrikada denenen uzun deneylerdir. Bu deneyler ABD Chicago Kenti kasabasındaki fabrikada denenmiştir.Şirket elektrik cihazlar, aletler, maddeler, telefon malzemeleri vb üretiyor. 6 tane deney var. Bu deneylerin ilk başında Charles Snow daha sonraki deneylerin başına Elton Mayo geçmiştir. Bu yüzden bu deneylerde aklımıza ilk gelen isim Elton Mayo’dur. Deneyler şunlardır:
1-Işıklandırma Deneyleri : 24 Kasım da başlar. İlk dört deney teknik faktörlere odaklanır. İş yerindeki ışıklandırma ile personel verimliliği arasındaki ilişkiyi ölçer. Bunun için çeşitli ortamlarda çeşitli ışıklar attırılıp azaltılarak, her iki durumdaki verimlilik gözlemlenir ve ikisininde verimliliği arttırdığı gözlemlenir. Bu durumda bu deney istedikleri gibi sonuçlanmıyor ve diğer deneylerin başına Elton Mayo geçiyor.
2-Röle Montaj Odası Deneyi: 2,5 yıl sürüyor. 113 bayan işçi çalışıyor.35 parçadan oluşan el ile monte edilen telefon cihaz parçası üretiliyor.Deneyde acaba dinlenme, mola, günlük çalışma saatleri ve ücretler ile oynanırsa verimlilikte bir değişme olur mu diye bu şekilde deneyi yapıyorlar.
3-İkinci Röle Montaj Odası Deneyi: Bu deneyde bir önceki deneyde ortaya atılan grup ücretleri, çalışma ve mola süreleri test edilmek istenir. 5,9 ve 7 haftalık üç periyoddan oluşur. İlki ücret sabit, ikincide arttırılmış ve üçüncü de ise yine eskiye dönmüş.
4-Mika Yarma Test Odası Deneyi: Bu deneyde ücret sabit tutulup, çalışma süresinin ve molaların verimliliğe etkisi ölçülmüştür. Bu deneyde de anlamlı sonuçlar ortaya çıkmamıştır.
5-Mülakat Programı: Çalışanlarla 21.000’in üzerinde mülakat yapılmış. Derinlemesine mülakat yapıyorlar ve ne hissettikleri, düşündükleri, algıladıkları ve diğer çalışanlarla ilişkileri soruluyor.
6-Seri Bağlama Gözlem Odası Deneyi: Grup çalışması gerektirdiğinden bu deney seçilir. Bu deneyde insani faktörler, sosyal ve beşeri faktörler önemli diyorlar. Deney boyunca her bir elemanla iki kez mülakat yapılır. Deney sonucunda ortaya çıkan faktörler:
-Klikler
-Normlar
-Yeni kurallar
HAWTHORNE ARAŞTIRMASININ SONUÇLARI:
-En büyük sonucu insan sadece maddiyatla güdülenmez ve motive olmaz.Kasım 2, 2020: 6:24 pm #1530EHNUR ŞEN
KatılımcıKlasik ( Geleneksel ) yaklaşımın son kuramıdır. İlk iki yaklaşımda mühendislerin ortaya koyduğu yaklaşımlardı. Weberyan Bürokraside kurucusu tarafsız bir şekilde ilk defa tahlil eden Alman iktisatçı Max Weber’dir. Bürokrasi Latince ‘ Burra ‘ ve Yunanca ‘ Kratos ‘ sözcüklerinden türetilmiştir. Max Weber üç tane egemenlik tipinden bahsediyor. Bunlardan ilki Geleneksel Otorite : Geleneklerden gelen bir izne sahip olması gerekir. Geleneğe uyduysanız yönetime geçmeye hak kazanılıyor. Yani babadan oğla gibi. 2-Karizmatik Otorite : Burada aileden yönetim hakkı gelmiyor kendi kişisel ve karizmanızla kendiniz yönetime geçebiliyorsunuz. Örneğin ; Atatürk gibi 3-Yasal Ussal Otorite : Weber’in bürokrasi üzerine inşa ettiği otorite budur. Buradaki egemenlik otorite kanunlar tarafından verilir. Kanunen hukukun ona verdiği yetkiyle görev yapar. Weber’ e Göre Bürokratik İdarenin Dayandığı İlkeler var, bunlar :-İdare hiyerarşiye göre yönetilir. -Alt makamlar üstler tarafından devamlı bir denetim altında tutulur. -Yetkiler sınırlıdır. -Sürekli idari görev ve faaliyetler belli kurallar ve kanunlara göre düzenlenir. -Her zaman idari örgütte çalışanlar hesap vermek zorundadırlar. -Memurun kişiliği ile işgal ettiği makam birbirinden ayrıdır. -idarenin dosya tutması zorunludur. Sözlü olsa bile sonradan işlemler yazı ile tespit edilir. Weber’e göre bürokratik idarenin temel üstünlükleri vardır. Bunlar : Dakiklik, süreklilik, disiplin, güvenlik, çabukluk, belgesellik, açıklık, gizliliktir. Bürokrasinin olumlu yönlerinden bahsedecek olursak, bunlarda : Uzmanlaşma, örgüt yapısı, tahmin edilebilirlik, rasyonellik, demokrasidir. Eleştirileri ise : W.Bennis Weberyan bürokrasinin değişen teknolojisi karşısında yetersiz olduğunu M.Crozier ise bürokrasi, kültürel değişkenlerin şekillendirdiğini örgüt içi güç ilişkilerini incelenerek anlaşılabilir olduğunu söylemiştir. Yani genel olarak katı ve değişmez kurallar bütünü var, gayri şahsilik, amaçlar hiyerarşisinin bozulması, bağımsızlık eğilimi, kırtasiyecilik ve kontrolün zorluğudur.
Ekim 23, 2020: 5:46 pm #1442EHNUR ŞEN
KatılımcıBilimsel Yönetim en çok adı geçen yönetim anlayışlarından biri. Kurucusu Frederick W. Taylor’dur. Taylor makine mühendisidir. Taylor işçilerin iş yerinde farklı çalıştığını gözlemliyor ve bu gözlem sonucunda da her iş için belirli ilkeler koyuyor. Bu temel ilkelere her iş için uyguladığında verimlilik artışı olmuş olacak ve Bilimsel Yönetim gerçekleşmiş olacak. Bilimsel Yönetim’in temel ilkelerinden en önemlisi en iyi yönetim, yol, bir işin en iyi şekilde yapılması yöntemi. Bunun yanı sıra yine en kısa zamanda az enerji harcayarak bir işi bitirme, belirli bir işte sürekli çalışarak uzmanlaşma ve çalışanları motive etme. Bu motive şekli para üzerine kurulu. Bu yüzden de bazı eleştiriler almış. Bu eleştirilerden ilki insancıl olmayan yönetim, insanın sosyal hayatını göz ardı ediyor, ikincisi işçi açısından işin çok monotonlaşması, diğer bir eleştiride motive aracı olarak sadece paranın görülmesi.
Ekim 23, 2020: 5:29 pm #1441EHNUR ŞEN
KatılımcıYönetsel Kuram’ın kurucusu Henri J. Fayol’dur. Fayol’un babası da kendisi gibi bir mühendistir ve Galata Köprüsü’nün inşaatında görev alan biridir. Tıpkı Bilimsel Yönetim’in kurucusu Frederick W. Taylor gibi gözlem yapmış, uzun yıllar yönetici olarak çalışmış ve ortaya koyduğu yönetim anlayışı gözleme dayanıyor. Bilimsel Yönetim de Taylor çalışmaya ve üretime odaklanıyor, çalışanları inceliyor. Yönetsel Kuram da Fayol ise yönetime değil yönetim sürecine odaklanıyor. Çalışandan ziyade yönetici nasıl olmalı, yönetim sürecinin içinde hangi ilke ve fonksiyonlar olmalı ona bakıyor. Ayrıca Fayol kitaplar haricinde daha ileriye götürülmesi gerektiğini söylüyor. Bunun için önce okullar açılmalı sonra kurum içi eğitimlerle desteklenmesi gerektiğini ve teoriden ziyade uygulamalı eğitim olmasını savunuyor.
-
YazarYazılar